Diyarbakır’da 160 yıl önce İngiliz konsolosun keşfettiği gizemli yer
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde bulunan ve Eshab-ı Kehf anlatısıyla ilişkilendirilen mağara, aradan geçen uzun yıllara rağmen tarih meraklılarının ilgisini çekmeye devam ediyor.
Bölgenin dikkati çekici özelliği ise yalnızca yörede anlatılan rivayetlerden ibaret değil. Yaklaşık 160 yıl önce Diyarbakır'da görev yapan İngiliz Konsolos J. G. Taylor'ın bölgeyi ziyaret ederek gördüğü kalıntıları ve mağarayı anılarında anlatması, buradaki tarihî gizemi daha da dikkat çekici hale getiriyor.
Bölgeyi gezen ve gözlemlerini kaleme alan bir diplomat olduğu için bazı metinlerde seyyah olarak da anılan İngiltere'nin Diyarbakır Konsolosu olarak 1861-1863 yılları arasında görev yapan J. G. Taylor, Lice ve çevresine yaptığı ziyaret sırasında bölgedeki tarihî kalıntıları da inceleyen isimlerden biri oldu.
Taylor'ın aktardığı bilgilere göre, Hani'nin güneydoğusunda, Lice'yi Diyarbakır Ovası'ndan ayıran dağ silsilesinde ''Köşk-ü Kak'' ve ''Afisos'' olarak adlandırılan kalıntılar bulunuyordu.
Taylor, bölgede gördüğü kalıntıların eski bir yerleşime ait olduğunu aktarırken, yakınlarında bulunan küçük bir mağaraya ilişkin yöre halkının inancını da kayda geçirdi.
Buna göre bölge halkı, söz konusu kalıntılarla mağaranın Eshab-ı Kehf ve onların köpeği Kelb-i Kehf ile bağlantılı olduğuna inanıyordu.
Bugün bu bölgenin Lice ilçesine bağlı Ziyaret köyü çevresinde olduğu belirtiliyor.
Bu anlatının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen mağara ve çevresindeki kalıntılar, Eshab-ı Kehf'in yeri konusunda yapılan araştırmalarda gündeme gelmeye devam ediyor.
LİCE'DEKİ MAĞARA NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR?
Bölgeyi ilginç hale getiren en önemli unsurlardan biri, mağaranın çevresinde farklı dönemlere ait olduğu değerlendirilen kalıntıların bulunması.
Tarih araştırmacısı Şevket Beysanoğlu, yaptığı araştırmalarda Lice'nin yaklaşık 15 kilometre güneybatısında bulunan Der-i Rakım, günümüzdeki adıyla Derkam köyünün kuzeyindeki Rakım Dağı çevresinin Eshab-ı Kehf'le bağlantılı olabileceğini savundu.
Beysanoğlu'nun çalışmasında bölgeye ilişkin çeşitli unsurlar bir arada değerlendiriliyor.
Mağaranın konumu, çevresindeki yapı kalıntıları, antik yerleşim ve bölgede kullanılan ''Rakım'' adı bu değerlendirmelerin başlıca unsurları arasında bulunuyor.
Bölgede Eshab-ı Kehf anlatısıyla ilişkilendirilen mağaranın hemen yakınında eski bir yapı kalıntısının bulunduğu da aktarılıyor.
''DER-İ RAKIM'' ADI DİKKATİ ÇEKİYOR
Bölgedeki eski yapı kalıntısının yörede ''Der-i Rakım / Rakım Kilisesi'' olarak adlandırıldığı belirtiliyor.
Mağaranın girişinde ise Dakyanus tarafından yaptırıldığına inanılan bir duvar kalıntısından söz ediliyor.
Bu bilgiler, bölgeyi Eshab-ı Kehf anlatısıyla ilişkilendiren araştırmacıların en fazla üzerinde durduğu ayrıntılar arasında bulunuyor.
Beysanoğlu'nun değerlendirmesinde Dakyanus adı da önemli bir yer tutuyor.
Lice çevresindeki antik yerleşimin Dakyanus adıyla anılması ve aynı bölgede Eshab-ı Kehf anlatısına ilişkin bir mağaranın bulunması, araştırmacının dikkat çektiği bağlantılar arasında yer alıyor.
Ancak bu bağlantıların Eshab-ı Kehf'in kesin olarak bu bölgede bulunduğunu kanıtladığı yönünde kesin bir bilimsel sonuç bulunmuyor.
Bölge, tarihî anlatılar, yerel inanışlar ve araştırmacıların değerlendirmeleri çerçevesinde tartışılmaya devam ediyor.
160 YIL ÖNCEKİ KAYIT BUGÜNÜN GİZEMİNE IŞIK TUTUYOR
Lice'deki mağarayı bugün daha dikkati çekici hale getiren unsurlardan biri de bölgenin modern araştırmalardan çok önce yabancı bir gözlemcinin kayıtlarına girmiş olması.
Diyarbakır'da görev yapan Konsolos J.G. Taylor'ın bölgeyi ziyaret ederek kalıntıları ve yöredeki Eshab-ı Kehf inanışını anılarında aktarması, mağaranın tarihî geçmişinin en azından 19. yüzyıla kadar uzandığını gösteren önemli bir kayıt olarak değerlendiriliyor.
Taylor'ın anlatısında geçen Köşk-ü Kak, Afisos ve Dakyanus kalıntılarıyla ilgili bilgiler, daha sonraki araştırmalarda da gündeme geldi.
Gözden kaçırmayın
-->Diyarbakır Dağkapı’nın yıkımdan önceki nadir karesi
İçeriği Görüntüle
Bölge üzerine yapılan akademik çalışmalarda Taylor'ın aktardığı bilgiler kaynak olarak kullanılırken, Lice ve çevresindeki Eshab-ı Kehf tartışmaları üzerine yapılan araştırmalarda da Taylor'ın 19. yüzyıldaki gözlemlerine yer verildiği anlatılıyor.
DİYARBAKIR'IN TARİHİ GİZEMLERİNDEN BİRİ
Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki bu mağara, bugün yalnızca doğal bir oluşum olarak değil, çevresindeki antik kalıntılar ve yüzyıllardır anlatılan Eshab-ı Kehf rivayetiyle birlikte değerlendiriliyor.
Bir tarafta 1860'lı yıllarda bölgeyi gezen İngiliz Konsolos J. G. Taylor'ın kayıtları, diğer tarafta Şevket Beysanoğlu gibi araştırmacıların çalışmaları bulunuyor.
Özellikle mağaranın yanında bulunduğu belirtilen eski yapı kalıntıları, Dakyanus adı ve bölgenin geçmişte Rakım veya Eshab-ı Kehf isimleriyle anılması, Lice'deki alanı tarih araştırmaları açısından dikkat çekici hale getiriyor.
Ancak mağaranın Kur'an'da anlatılan Eshab-ı Kehf'in kesin olarak bulunduğu yer olduğuna ilişkin bir kesinlik bulunmuyor.
Bu nedenle bölgeyle ilgili anlatımların tarihî kayıtlar, araştırmacı görüşleri ve yerel inanışlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Yaklaşık 160 yıl önce bir İngiliz Konsolosun notlarına giren Lice'deki bu mağara, bugün de aynı soruyu gündemde tutuyor: Yüzyıllardır anlatılan Eshab-ı Kehf hikâyesinin izleri gerçekten Diyarbakır'ın bu bölgesinde mi?
Kaynak: Şevket Beysanoğlu, “Eshab-ı Kehf'in Yeri”; J. G. Taylor'ın Lice ve çevresine ilişkin 19. yüzyıl gözl