Volodimir Zelenski mi, Vladimir Putin mi? Savaşa Son Noktayı Kim, Nasıl Koyacak? – Prof.Dr. Ayşegül Akbay – Akademik Akıl

Rusya–Ukrayna savaşı üçüncü yılına yaklaşırken dünya kamuoyunda sıkça sorulan soru şu: Bu savaşın sonunu kim getirecek? Kiev mi, Moskova mı? Yoksa görünmeyen üçüncü aktörler mi? Sorunun kendisi bile aslında meseleyi basitleştiriyor. Çünkü modern savaşlarda “son noktayı” tek bir lider koymaz; askeri denge, ekonomik dayanıklılık, uluslararası destek ve iç siyaset birlikte belirler.

Zelenski açısından mesele varoluşsal. Ukrayna için bu savaş, yalnızca toprak bütünlüğü değil; aynı zamanda egemenlik, kimlik ve Batı ile bütünleşme projesinin savunusu anlamına geliyor. Kiev yönetimi, askeri sahada geri adım atmanın iç politikada ciddi bir meşruiyet krizi doğuracağını biliyor. Bu nedenle Zelenski’nin savaşı bitirme kapasitesi, ancak “onurlu bir barış” çerçevesinde mümkün olabilir. Toprak kaybını kalıcı biçimde kabul eden bir anlaşma, kısa vadede silahları sustursa bile uzun vadede Ukrayna siyasetinde derin fay hatları yaratabilir.

Putin cephesinde ise tablo farklı ama daha az karmaşık değil. Kremlin için savaş, NATO’nun genişlemesine karşı bir güvenlik hamlesi olarak sunuldu. Ancak süreç uzadıkça savaş, Rusya’nın küresel sistemdeki konumunu yeniden tanımlama aracına dönüştü. Putin’in geri adımı, yalnızca askeri değil; iç politik ve sembolik bir yenilgi anlamına gelebilir. Bu nedenle Moskova’nın savaşı sonlandırma eşiği, “stratejik kazanım” algısıyla doğrudan bağlantılı. Sahada kontrol edilen bölgelerin statüsü, yaptırımların geleceği ve Rusya’nın güvenlik taleplerinin ne ölçüde tanınacağı belirleyici olacaktır.

Peki savaş nasıl biter?

Birinci senaryo: Yıpratma ve donmuş çatışma. Cephe hatlarının büyük ölçüde sabitlendiği, düşük yoğunluklu çatışmaların sürdüğü ama kapsamlı barış anlaşmasının yapılmadığı bir model. Bu, fiili bölünmeyi kalıcılaştırabilir. Ancak Ukrayna için bu, sürekli bir güvenlik tehdidi demektir.

İkinci senaryo: Müzakere edilmiş barış. Bu, muhtemelen uluslararası garantörlük mekanizmalarıyla mümkün olacaktır. Avrupa Birliği, ABD, belki Türkiye gibi bölgesel aktörlerin devreye girdiği; güvenlik garantileri, yeniden inşa fonları ve yaptırım pazarlıklarının iç içe geçtiği karmaşık bir diplomasi süreci gerekir. Böyle bir tabloda savaşın “kazananı” olmaz; ama kayıplar sınırlandırılabilir.

Üçüncü senaryo: Sahada ani kırılma. Askeri dengede beklenmedik bir çöküş ya da iç siyasi gelişmeler savaşın seyrini dramatik biçimde değiştirebilir. Ancak iki tarafın da mevcut askeri ve ekonomik kapasitesi düşünüldüğünde, kısa vadede kesin bir askeri zafer ihtimali zayıf görünüyor.

Gerçek şu ki, savaşa son noktayı ne yalnızca Zelenski koyabilir ne de yalnızca Putin. Kararı belirleyecek olan; cephedeki mühimmat kadar toplumların sabrı, ekonomilerin dayanıklılığı ve dış desteğin sürekliliği olacak. Batı kamuoyunda Ukrayna’ya desteğin azalması ya da Rusya ekonomisinin yaptırımlara rağmen direnç göstermesi, müzakere zeminini doğrudan etkiler.

Ayrıca savaşın insani boyutu da belirleyici. Milyonlarca yerinden edilmiş insan, yıkılmış şehirler ve kayıp bir kuşak… Savaş uzadıkça, “maksimum hedefler” yerini “kabul edilebilir minimumlara” bırakabilir. Tarih bize şunu gösteriyor: Çoğu savaş, taraflardan biri mutlak zafer kazandığı için değil; savaşın maliyeti kazanımdan ağır bastığı için biter.

Son noktayı kim koyacak sorusundan daha önemli olan, o noktanın nasıl konacağıdır. Eğer diplomasi kanalları açık tutulur, güvenlik kaygıları karşılıklı olarak tanınır ve uluslararası toplum sürdürülebilir bir çerçeve oluşturabilirse; savaş bir ateşkesle değil, kalıcı bir düzenlemeyle sonlanabilir.

Aksi halde, silahlar susar ama barış gelmez. Ve o zaman tarih, bu savaşı bitmeyen bir ara dönem olarak yazar.

Benzer Videolar