Yerli gücün zırhlı sembolü: Altay tankı artık sahada | Video

Terör ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, Altay tankı programına ilişkin değerlendirmesinde yerli üretim sürecini, teknik özelliklerini ve sahadaki yenilikleri anlattı. Keleş, projenin uzun zamandır Türkiye’nin gündeminde olduğunu, prototiplerin üretildiğini ancak ilk aşamada üretici firmanın yüksek maliyet talebi nedeniyle alternatif arayışlara girildiğini söyledi.

Keleş’in aktardıklarına göre, sürecin ardından BMC grubu ile ilerlenmeye karar verildi; başlangıçta kurulu hat bulunmadığı için Arifiye’deki tank fabrikasının makineleri kullanıldı. Şimdi ise Ankara Kahramankazan’da büyük bir tesis kuruluyor ve hem Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hem dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir üretim kapasitesi hedefleniyor. Keleş, “Bugün de bu tankın ilk teslimatını göreceğiz” dedi.

Teknik özellikler ve sahadaki yetenekler konusunda Keleş şunları aktardı:

Muharebe ağırlığı: Yaklaşık 65 ton (mühimmat dahil muharebe koşulundaki ağırlık)

Menzil: Yaklaşık 500 km

Yakıt tankı: Yaklaşık bin 750 litre dizel (bildirilen rakamlar)

Ana silah: 120 mm top (önceki modellerde 105 mm vardı)

Mürettebat: 4 kişi (komutan, nişancı, şoför, doldurucu)

Hız: Yüksek; saatte 70 km düzeyine ulaşabildiği bildirildi

Keleş, Altay’ın en önemli özelliklerinden birinin aktif koruma sistemi olduğunu vurguladı. Aktif koruma sisteminin; tank çevresinde bir “koruma kubbesi” oluşturarak yaklaşan tanksavar mühimmatlarını tespit, karıştırma veya imha edebildiğini, radar ve sensörlerle entegre bir savunma sunduğunu söyledi.

Ayrıca Altay’ın, günümüz savaş sahasındaki diğer platformlarla sistem entegrasyonu yeteneğinin bir adım öne çıkardığını belirtti:

İHA/SiHA’lardan, Kızılelma, Hürkuş, Hürjet, F-16 ve diğer erken uyaran/taarruz unsurlarından alınan görüntü ve verilerle doğrudan entegre çalışarak otomatik nişangâh sistemine hedef aktarımı yapabilecek şekilde tasarlandığı ifade edildi. Bu sayede tankın sadece kendi gördüğü hedeflere değil, yukarıdan gelen keşif istihbaratıyla da etkin ateş yapabildiği vurgulandı.

Keleş, benzer entegrasyonun ve aktif korumanın daha önce Türk envanterinde olmadığını; dünyada benzer kapasitelere ABD Abrams, Fransa Leclerc gibi ana muharebe tanklarında rastlandığını söyledi. Modern tehdide karşı geliştirilmiş elektronik savunma, sis/boya/tuzak ateşleri ve aktif imha yeteneklerinin Altay’ı birinci sınıf ana muharebe tankı konumuna getirdiğini belirtti.

Son olarak Keleş, çağdaş muharebede tank-piyade işbirliğinin önemine dikkat çekti:

“Piyadenin ayak basmadığı yeri tam olarak kontrol ettiğinizi söyleyemezsiniz. Tank-piyade birlikleri birbirini tamamlıyor; tanklar piyadeyi koruyor, piyade ise tankın kör noktalarını kapatıyor.” Ayrıca modern tank savar füzelerinin (ör. UMTAS gibi) menzilleri ve etkileri düşünüldüğünde aktif koruma ve entegrasyonun hayati olduğuna işaret etti.

Keleş, Rusya-Ukrayna sahasında eski tank envanterlerine sahip unsurların koruma eksikliği nedeniyle zayıf kaldığını; Altay’ın bu açıdan çağdaş bir yanıt sunduğunu kaydetti.

Benzer Videolar