Yönetmen Rezan Yeşilbaş’tan Uçan Köfteci – Aziz Yağan
Rezan Yeşilbaş’ın senaryosunu yazarak yönetmenliğini yaptığı Uçan Köfteci vizyonda. Film, Diyarbakır’da bir köftecinin mesleğinin, ailesinin desteğini alarak bir hayalini gerçekleştirmek için yaşadıklarını anlatıyor. Yönetmen farklı konulara yer vermeden sakince anlatıyor. Sadece Nazmi Kırık, Selin Yeninci ve Aram Dildar’ın değil her oyuncunun doğallığı, akış yönetmenin sekanslara hakim olduğunu, dramatik aşırılıklardan uzak durduğunu, kendi bakışıyla yönlendirdiğini düşündürüyor. Elbette yönetmenin banyo sahneleri, bazı sahneleri uzatma gibi tercihleri de var ancak bu sahneler bile izlediğinizin bütünlüklü ve tutarlı bir film olduğu düşüncesi yitmiyor.
Yıllardır yazmak istediğim bir tespitim var: ‘bölgemizde üretilen film, metin, görsel ve mısralarda psikolojik arka plansızlık’. İzlediğim, okuduğum eserlerde Kürd toplumunun psikolojik çözümlendiğine, tartışıldığına, eleştirildiğine pek (hemen hemen hiç) rastlamadım. Bu nedenle, eser üreten arkadaşlara bu eksiği hep belirtsem de, psikoloji okumayı önersem de pek bir etkisi olmadı. Sürü, Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri ve Uçan Köfteci akışta insan psikolojisine dair güçlü işaretler var ve bu filmleri çok daha gerçekçi ve katmanlı kılıyor. Bu nedenle, Yılmaz Güney’e ve tanışmadığım diğer iki yönetmen Murat Fıratoğlu ve Rezan Yeşilbaş’a bu içerikli bir teşekkür etmek istiyorum. Filmler bizi anlatıyor, sergiliyor, tartışmamıza olanak veriyor.
Bölgemizde yaygın bir para, mülk ve imtiyaz düşkünlüğü var. Bu düşkünlüğü aile içinde çocukların doğallıkla benimsediğini ve hayatı boyunca da bunu devam ettirdiğini düşünüyorum. Yani, bunu entelektüelleşmenin nadir görülmesinin esas birkaç nedeninden biri olarak görüyorum. Bölgemiz orijinli sosyologlarımız, psikiyatrlarımız, psikologlarımız, öğretmenlerimiz, aktivistlerimiz bireyin ve ailenin psikolojisini, sosyolojisini anlamaya ve anlatmaya çalışıp tartışmak ve iyileştirmek ya da azaltmak için üzerine gittiğine pek (hemen hemen hiç) rastlamadım. Sayısız ağır sorunu, acısı, travması olan bir bölgenin evlatlarının kendi coğrafyasına ve toplumuna sırtını dönmüş olması anlaşılır değildir. Uçan Köfteci filmi iş, özellikle ‘hobi’, eş, evlat, kayınpeder, elti, gerilimler, geçmişte olanların yükü ve nasıl atlatılacağı üzerine sakin ve samimi bir anlatıma sahip.
Coğrafyamızı ve milliyeti, inancı, kültürü ve yaşam tarzı ne olursa olsun toplumu için kültürel üretimde, eleştiride bulunmak ilerlemeci bir dinamizmdir. Aileler çocuklarını bölgemize ve toplumunun iyi hallerinin geliştirilmesi, olumsuz olanların iyileştirilmesi için inisiyatif almasına güvenlice ve kontrollü alan ve olanak tanırsa kısa sürede biz de huzurlu toplum olma yolunda ilerleyebiliriz. Bölgemizde entelektüel sorumluluk olarak ya da entelektüelliğin doğası gereği psikolojik analiz artışıyla kültürel üretim illa zenginleşecek, güçlenecek ve evrensel yapımlar artacaktır.
‘Kürdce bilmeyen Kürdleri temsil eden biri olarak’ filmde gerektiği her yerde dilin Kürdce olmasını elbette isterdim ancak yönetmenin geçmişte de yaşanan ve halen devam eden bu tür eleştirilerin ayırdında olduğunu ve yaptığı işe, işi ortaya koymuş biçimine saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.
Filmin geçtiği sokakları tanımaya çalışmak güzel bir duygu yani sinemanın hafıza oluşturma gücü böyle bir şey.. Filmde bizi anlatan dialoglara, sessizliklere, kimlik kontrollerine, üst ve araba aramalarına, içerlemelere, ağlamalara, dayanışmalara, desteklere, çözümlere maruz kalmak farklı ve harika bir duygu. Yönetmen Rezan Yeşilbaş’ın bundan sonra yapacağı filmlerin konusu ne olursa olsun seviyesini ve içeriğinin yoğunluğunu sadelikle artıracağı beklentisi edindim ve bu da Rezan Yeşilbaşın aklında hep canlı olsun.