Last Updated on Ekim 27, 2025 by Burcu Korkmaz
Bir sabah devasa bir böceğe dönüştüğünüzü hayal edin. İlk tepkiniz ne olurdu? Bedeninizin değişimi mi, ailenizin şaşkınlığı mı, yoksa işiniz mi aklınıza gelir? Franz Kafka’nın kahramanı Gregor Samsa için yanıt çarpıcıdır: işe geç kalma kaygısı. İnsan bedeni böceğe dönüşse bile, zihnin ilk refleksi çalışmak zorunda olmaktır. Yüzyıl önce yazılmış bu sahne, modern insanın hâlâ tanıdık bulduğu bir çığlıktır.
Kafka’nın Dönüşüm’ü yalnızca bir edebi metin değil; kapitalist düzenin birey üzerinde yarattığı baskının simgesidir. Gregor’un en büyük korkusu işini kaybetmek, ailesine yük olmak ve patronunun gözünden düşmektir. Böceğe dönüşmesi bile onu bu kaygıdan kurtaramaz. Çünkü kapitalizm, insanı varoluşundan önce işleviyle tanımlar.
Gregor’un işe bağlılığı özgürlükten çok bir zorunluluktur. Patronunun eve gelip onu kontrol etmesi bize uzak gibi görünse de, bugünün çalışma hayatında benzer baskılar yok mu? Çevrim içi görünüp görünmediğimizin önemsendiği, tatildeyken bile telefon bildirimlerini kapatmaya cesaret edemediğimiz, rapor teslimleri için gece yarısı bilgisayar başına oturduğumuz bir düzende yaşıyoruz. Yöntemler değişmiş olsa da kaygı aynı; Gregor’un kapısına dayanan patron, bugün bizim ekranlarımızın başında.
Bunu kendi hayatımızda da hissediyoruz. Bir sabah yanağım şiş uyanmıştım. İlk…