Last Updated on Eylül 2, 2025 by EDİTÖR
2025 Küresel Haklar Endeksi’ne göre, dünya genelinde işçi hakları son on yılın en kötü seviyesine geriledi. Türkiye, sendikal baskılar, toplu pazarlık engelleri ve grev yasakları nedeniyle “en kötü 10 ülke” arasında yer aldı.
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) yayımladığı 2025 Küresel Haklar Endeksi raporuna göre, yalnızca 7 ülke en yüksek hak koruma seviyesi olan “1” puanını alabilirken, ülkelerin %87’sinde grev hakkı ihlal edildi, %80’inde toplu pazarlık hakkı engellendi. Bu durum, endeksin başladığı 2014’ten bu yana kaydedilen en kötü performansı temsil ediyor. ITUC, mevcut trendlerin devam etmesi durumunda önümüzdeki on yıl içinde hiçbir ülkenin en iyi derece olan “1” puanını alamayacağını belirtiyor.
ITUC Genel Sekreteri Luc Triangle, geçen yılki rapordan sonra; bu durumu “demokrasiye yönelik küresel bir saldırı” olarak nitelendirerek, neoliberal politikalar, milyarder lobiler ve otoriter yönetimlerin bu çöküşün başlıca nedenleri olduğunu vurgulamıştı.
Ortalama puan: 4,68
Birçok ülkede sendika faaliyetleri tamamen yasak
İşçilerin temel haklarından yoksun bırakıldığı sistematik yapılar
Ortalama puan: 2,78, tarihinin en düşük seviyesi.
2014’te 1,84 olan ortalama, sürekli gerileme gösteriyor
Demokratik gelenekleri güçlü ülkelerde dahi hak erozyonu gözlemleniyor
Ortalama puan: 3,68
Latin ve Kuzey Amerika genelinde sistematik ihlaller
2022’den bu yana marjinal iyileşme gösterse de hâlâ ciddi sorunlar mevcut.
Türkiye, Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus ile birlikte “en kötü 10 ülke” arasında yer alıyor. 2016’dan bu yana listeden çıkamayan Türkiye, 2025’te de sendikal haklar ve grev özgürlüğünde sert eleştiriler aldı.
Şimdi özetler;
Sendika baskıları: HAK-İŞ’e bağlı 6.750 kişinin işten çıkarılması, 30.000’den fazla kişinin sendikadan istifaya zorlanması, siyasi nedenlerle toplu üyelik iptalleri
Toplu pazarlık engelleri: DİSK/Dev Sağlık-İş’in yetkilerinin engellenmesi, sendika temsilciliği haklarının gasp edilmesi, işveren ve devlet işbirliğiyle pazarlık süreçlerinin baltalanması
Yargı baskısı ve tutuklamalar: 2024 Kasım’da DİSK yöneticileri tutuklandı, davalar 2025’e kadar uzatıldı
1 Mayıs müdahaleleri: İstanbul Taksim’de 200’ün üzerinde gözaltı, çok sayıda yaralı ve sistematik engellemeler
Bir sonraki bölüm, bu ihlallerle ilgili daha detaylı bilgiler içeriyor:
Türk yetkililer ve işverenler, sendikal hakları sistematik olarak engellemeye ve aktivistleri hedef almaya devam ediyor. İşverenler, sendikalaşmaya çalışan işçileri işten çıkararak sendikaları zayıflatıyor. 2024 Mart’ındaki yerel seçimlerin ardından, Türkiye Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) üyesi 6.750 kişi işten çıkarıldı, 30.000’den fazla üye ise sendikadan istifaya zorlandı.

Toplu pazarlık hakları ciddi şekilde kısıtlanıyor. 2024’te, sağlık çalışanlarını örgütleyen DİSK/Dev Sağlık-İş, üyelerinin isimlerinin Sağlık Bakanlığı resmi kayıtlarından silinmesi nedeniyle 10.000 üyesini toplu pazarlıkta temsil edemez hâle getirildi. Bu durum, sendikanın resmi temsil oranını %0,99’a düşürdü ve toplu pazarlık için gerekli %1 eşiğinin altına indi. Silinen isimler arasında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun da adı bulunuyordu.

Kasım 2024’te DİSK Başkan Yardımcısı ve Genel Hizmetler Sendikası Başkanı Remzi Çalışkan, DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy ve eski Diyarbakır Bölge Temsilcisi Serdar Ekingen, 15 yıl öncesine dayanan suçlamalarla tutuklandı. Çalışkan bir ay sonra serbest bırakılırken, Göksoy ve Ekingen hâlâ gözaltında bulunuyor.
7 Ekim 2024’te Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) toplu pazarlık uzmanı ve DİSK/Sosyal-İş üyesi İsmet Arslan tutuklandı. KESK/Eğitim Sen’den iki üye de gözaltına alındı. Kanser tedavisi gören Arslan, Yusuf Eminoğlu ve Giyasettin Yiğit, Mart 2025’te serbest bırakıldı; ancak yargı süreçleri devam ediyor.

İstanbul’daki 1 Mayıs gösterileri polis tarafından yeniden engellendi. Devlet güçleri göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanırken, yaklaşık 215 kişi gözaltına alındı ve çok sayıda kişi yaralandı. 2 Mayıs 2024’te ise 29 kişi daha tutuklandı.
International Trade Union Confederation ITUC, web sitesinde, yasalar karşısında Türkiye’deki işçinin hakları konulu bir makale yayınladı. İngilizce hazırlanmış makalede, yasa maddeleri ve uygulanabilirliği sorgulandı. Bu bölümde hangi yasa maddelerinin neyi kısıtladığı hakkında linke bakabilirsiniz.
Türkiye’de sendikal haklar ve toplu pazarlık süreçleri yasal olarak güvence altına alınmış olsa da, uygulamada ciddi kısıtlamalara ve müdahalelere tabi. Çalışanların örgütlenme ve grev hakları, kamu sektöründe ve belirli iş kollarında sınırlandırılmıştır; sendikaların yönetim özgürlüğü ve faaliyetleri sıkı denetim altındadır.
Anayasada güvence altına alınmış olsa da, uygulamada sıkı düzenlemelere tabi.
Anti-sendikal ayrımcılık: Yasa, ayrımcılığı yasaklıyor ancak yeterli koruma mekanizmaları sağlamıyor.
Sendika kurulmasına engeller: Önceden yetkililerden izin almak gerekiyor. Kamu çalışanlarıyla ilgili 6289 sayılı yasa, kurucuların ikamet yerlerinin belirtilmesini zorunlu kılıyor.
Sendikaların kendi yönetimini özgürce belirlemesine sınırlamalar: Yönetim kurulu seçimleri ve karar alma süreçleri sıkı şekilde denetleniyor; siyasi partilerden ve kamu kuruluşlarından yardım almak yasak.
Çalışanların kendi seçtikleri sendikaya katılma hakkı: Yasa, işyerinin faaliyet alanını belirleme yetkisini Çalışma Bakanlığı’na veriyor; bu da çalışanların istedikleri sendikaya katılmasını kısıtlıyor.
Sendikaların faaliyetlerini özgürce yürütmesine sınırlamalar: 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Devlet Denetleme Kurulu, sendikaları yargı kararı olmadan denetleyebiliyor ve liderlerini değiştirebiliyor. Toplantı ve gösteri düzenlemek için resmi izin almak zorunlu.
Sendika üyeliği yasaklı gruplar: Yargıçlar, savcılar, askeri personel, özel güvenlik ve bazı üst düzey kamu görevlileri sendikaya üye olamıyor.
Anayasada güvence altına alınmış olsa da, uygulamada sıkı düzenlemelere tabi.
Yetki engelleri: Bir sendikanın toplu sözleşme yapabilmesi için belirli bir temsil oranına sahip olması gerekiyor (%3 sektör bazında, %50 işyeri ve %40 işyeri çapında).
Kamu sektöründe müzakereye müdahale: Toplu pazarlık müzakerelerine doğrudan işveren değil, “Kamu Çalışanları Sendikalar Komitesi” ve “Kamu İşverenleri Komitesi” katılıyor.
Sınırlı kapsam: Toplu sözleşmeler yalnızca “sosyal ve mali haklar” ile sınırlı.
Anayasada güvence altına alınmış olsa da, ciddi sınırlamalar mevcut.
Sadece toplu pazarlık sürecinde çıkan anlaşmazlıklarda grev yapılabiliyor; dayanışma veya siyasi grevler yasak.
Kamu sektöründe grevler, Bakanlar Kurulu kararıyla 60 güne kadar askıya alınabiliyor.
Belirli sektörlerde grev yasak: cenaze hizmetleri, doğal gaz ve petrokimya, bankacılık, şehir içi ulaşım, hastaneler ve yolculukta olan deniz, hava, kara ve demiryolu araçları.
Grev öncesi formaliteler: Çatışmanın yetkililere 60 gün önceden bildirilmesi, grev tarihinin 6 gün önceden duyurulması gerekiyor.
İşverenin müdahalesi: Grev sırasında çalışanlar yerine yeni işçi alabilir; üretimin devamı ve güvenlik gerekçesiyle bazı işçiler grevden muaf tutulabilir.
Ceza ve yaptırımlar: Usulsüz grev ilanları 5.000 TL para cezası ile sonuçlanabiliyor.
Grev türüne sınırlamalar: Piket hattı sadece 4–5 kişiyle oluşturulabilir; wildcat veya yavaşlatma gibi farklı grev türleri yasak veya sınırlı.
Türkiye’de toplu pazarlık kapsamındaki işçi oranı yalnızca %5,4 (Avrupa ortalaması çok daha yüksek)
ITUC verilerine göre ülkeler 5 risk seviyesine ayrılıyor:

Hangi ülke, hangi sıralamada yer aldı?
Afganistan
Burundi
Orta Afrika Cumhuriyeti
Haiti
Libya
Myanmar
Filistin
Somali
Güney Sudan
Sudan
Suriye
Yemen
Cezayir
Bahreyn
Bangladeş
Belarus
Kamboçya
Çin
Kolombiya
Ekvador
Mısır
Eritre
Esvatini
Guatemala
Honduras
Hong Kong
Hindistan
Endonezya
İran
Irak
Ürdün
Kazakistan
Güney Kore
Kuveyt
Kırgızistan
Laos
Malezya
Moritanya
Nijerya
Pakistan
Filipinler
Katar
Rusya Federasyonu
Suudi Arabistan
Tayland
Tunus
Türkiye
Ukrayna
Birleşik Arap Emirlikleri
Venezuela
Zimbabve
Angola
Arjantin
Benin
Botsvana
Brezilya
Burkina Faso
Kamerun
Çad
Kongo (Demokratik Cumhuriyeti)
Kosta Rika
Cibuti
El Salvador
Etiyopya
Fiji
Gürcistan
Yunanistan
Gine
Gine-Bissau
Macaristan
İsrail
Kenya
Lübnan
Lesotho
Liberya
Madagaskar
Mali
Nijer
Kuzey Makedonya
Panama
Peru
Senegal
Sırbistan
Sierra Leone
Sri Lanka
Tanzanya
Trinidad ve Tobago
Uganda
Birleşik Krallık
Amerika Birleşik Devletleri
Vietnam
Zambiya
Arnavutluk
Ermenistan
Bahamalar
Belçika
Belize
Bolivya
Bosna-Hersek
Bulgaristan
Kanada
Şili
Kongo (Cumhuriyeti)
Fildişi Sahili
Gabon
Jamaika
Mauritius
Meksika
Karadağ
Fas
Mozambik
Namibya
Nepal
Umman
Paraguay
Polonya
Romanya
Ruanda
Güney Afrika
İsviçre
Togo
Avustralya
Barbados
Hırvatistan
Çekya
Dominik Cumhuriyeti
Estonya
Finlandiya
Fransa
Gana
İtalya
Japonya
Letonya
Litvanya
Malavi
Moldova
Hollanda
Yeni Zelanda
Portekiz
Singapur
Slovakya
İspanya
Tayvan
Uruguay
Avusturya
Danimarka
Almanya
İzlanda
İrlanda
Norveç
İsveç
Uzmanlar, Türkiye’nin durumunu “yapısal bir kriz” olarak tanımlıyor ve bunun hem ekonomik hem demokratik bir sorun olduğunu vurguluyor.
Gelecek ve Öneriler
Yasal düzenlemeler: Sendika kurma prosedürlerinin basitleştirilmesi
Yargı reformu: Sendikal davaların objektif değerlendirilmesi
İş güvenliği: Avrupa standartlarına uygun denetim mekanizmaları
Toplu pazarlık: Kapsayıcılığın artırılması için teşvikler
2030’a kadar toplu pazarlık kapsamının %20’ye çıkarılması
Sendikalaşma oranının %25’e yükseltilmesi
İş güvenliği ölümlerinin Avrupa ortalamasına inmesi
“En kötü 10 ülke” listesinden çıkarak üçüncü kategoriye yükselme
ITUC raporuna göre, Türkiye’de işçi hakları durumu hem ulusal hem de uluslararası boyutta ciddi endişe yaratıyor. Sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması, ekonomik kalkınma ve demokratik istikrar açısından kritik önemde.
1
HEMOROİD – DR. DEVRİM DEMİREL VE DR. GAFFAR KARADOĞAN
1199 kez okundu
2
Jurnal ve Jurnalcilik ne demek? Osmanlı’dan günümüze ihbarcılık
221 kez okundu
3
Hindistan’ı yöneten cesur Türk kadını: Raziye Sultan’ın tarihi hikayesi
193 kez okundu
4
Avustralya ‘Çöp Papağanları’ artık yerel bir ‘içme geleneği’ geliştirdi
170 kez okundu
5
Papa Francis’in son vasiyeti ortaya çıktı: Yeni Papa Leo’nun ilk rotası Türkiye mi olacak?
169 kez okundu