Last Updated on Şubat 24, 2026 by cegamedya
”Zeytinyağlı yiyemem aman” türküsü, Türkiye’de düğünlerden bayramlara kadar geniş bir repertuvara sahip, en bilinen halk ezgilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak türkü, son yıllarda yalnızca melodisi ve sözleriyle değil; II. Dünya Savaşı sonrası uygulanan Marshall Planı, zeytinyağı tüketimi ve margarin politikalarıyla ilişkilendirilen iddialarla da gündeme geliyor.
İşte belge ve görüşlere dayanan detaylar.
Bazı görüşler, türkünün ortaya çıkışının ve yaygınlaşmasının Amerikan yardımları sürecinde şekillenen gıda politikalarıyla bağlantılı olduğunu öne sürerken; bazı araştırmacılar ise bu iddiaların belgelere dayanmadığını ve türkünün folklorik bir bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Zeytinyağlı yiyemem aman türküsü nasıl derlendi?
Söz konusu türkü, 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’dan derlenmiş ve Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alınmıştır.
Kaynak kişi olarak gösterilen İhsan Kaplayan’ın Bursa Merinos Fabrikası’nda memur olarak çalıştığı ve Balkan göçmeni olduğu biliniyor. Türkü, Bursa yöresine ait olarak kayıt altına alınmıştır.
Türkünün sözlerinde geçen ”Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” dizeleri, halk müziği literatüründe ”gelin nazlanması” örneği olarak yorumlanmaktadır.
Aynı ezgiye sahip bir Yunan şarkısının bulunması da, melodinin Balkan coğrafyasında kültürel geçişkenlik içinde şekillendiğine işaret eden unsurlar arasında gösterilmektedir.
GELENEKSEL YORUM
Araştırmacılara göre türkü, bir gelinin nazlanmasını ve gündelik yaşam tercihlerini yansıtan sözlü kültür ürünüdür.
Balkan mutfağında tereyağı ve sade yağın yaygın kullanımı, zeytinyağına mesafeli bir yaklaşımı beraberinde getirmiş olabilir. Bu çerçevede sözlerin, bir damak tadı veya alışkanlık farklılığını ifade ettiği belirtilmektedir.
MARSHALL PLANI VE ZEYTİNYAĞI İDDİALARI
İddiaların merkezinde ise II. Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından uygulamaya konulan Marshall Planı yer alıyor. 1948’den itibaren Türkiye’nin de dahil olduğu yardım programı kapsamında tarım makineleri, çeşitli gıda ürünleri ve sanayi ekipmanları ülkeye giriş yaptı.
Bazı yorumlara göre, ABD’nin yüksek miktardaki mısır üretimini değerlendirmek amacıyla mısırözü yağı ve margarin ihracatını teşvik ettiği; Türkiye’de de bu ürünlerin kullanımının özendirildiği ileri sürülüyor.
Bu süreçte ilk margarin fabrikalarının kurulduğu ve bitkisel yağ tüketiminin yaygınlaştırıldığı belirtiliyor.
İddialar bununla da sınırlı değil. Zeytinyağının sağlık açısından olumsuz olduğu yönünde söylentilerin yayıldığı ve özellikle ”ısınınca zararlı olur” gibi ifadelerin kamuoyunda karşılık bulduğu öne sürülüyor.
Bazı çevreler, ”Zeytinyağlı yiyemem aman” sözlerinin de bu dönemdeki algı değişiminin kültürel bir yansıması olduğunu savunuyor.
BİR TÜRKÜYLE TOPLUMSAL ALGİ MI DEĞİŞTİRİLDİ?
Türkünün sözlerinde yer alan ”Senin gibi cahile ben efendim diyemem” dizesinin de tartışmalarda öne çıkan bölümlerden biri olduğu ifade ediliyor.
Bu ifadenin, kırsal yaşamı ve geleneksel üretim biçimlerini küçümseyen bir anlayışı yansıttığı iddia ediliyor. Ancak bu yorumların tarihsel bir belgeye dayanmadığı, daha çok sembolik okumalara dayandığı belirtiliyor.
ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ VE EKONOMİK VERİLER
Türkünün zeytin ağaçlarının sökülmesi ve üretimin azaltılmasıyla ilişkilendirilmesi de sıkça dile getirilen iddialar arasında yer alıyor.
Erken Cumhuriyet dönemine ait resmi ihracat verileri, zeytinyağının önemli bir döviz kaynağı olduğunu gösteriyor.
1923 yılında 986 bin lira, 1924 yılında 458 bin lira, 1926 yılında ise 6 milyon 810 bin liralık zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildiği kayıt altına alınmıştır.
Bu veriler, zeytinyağının Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomik açıdan değerli bir tarım ürünü olduğunu ortaya koyduğu kaydediliyor.
Bazı değerlendirmelerde, zeytinyağının iç piyasada pahalı bir ürün haline gelmesinin, ihracat önceliğiyle ilişkili olabileceği de dile getiriliyor.
Bu yaklaşım, tüketim alışkanlıklarının yalnızca dış politika değil; ekonomik tercihlerle de şekillenmiş olabileceğine işaret ediyor.
ŞEHİR EFSANESİ Mİ, TARİHSEL GERÇEK Mİ?
Uzmanların bir bölümü, ”Zeytinyağlı yiyemem aman” türküsünün Amerikan margarin endüstrisi ya da Marshall yardımlarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dair somut bir belge bulunmadığını vurguluyor.
Bu görüşe göre, türkü sözleri yerel yaşamın, kültürel geçişlerin ve bireysel tercihlerin ifadesi olarak değerlendiriliyor.
Diğer yandan, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Türkiye’nin ekonomik ve tarımsal politikalarında önemli değişimler yaşandığı da biliniyor.
Bu değişimlerin halk kültürüne yansıyıp yansımadığı ise halen tartışma konusu olmaya devam ediyor.
KÜLTÜREL MİRAS VE TARTIŞMALAR
”Zeytinyağlı yiyemem aman” türküsü, ister kültürel bir nazlanma örneği ister ekonomik dönüşümün sembolü olarak yorumlansın; Türkiye’nin sözlü kültür mirasının önemli parçalarından biri olmayı sürdürdüğü bildiriliyor.
Tartışmaların, bir halk ezgisinin zaman içinde nasıl farklı anlam katmanları kazanabildiğini de gösterdiği ifade ediliyor.
Bugün gelinen noktada zeytinyağı, hem Türkiye’de hem de dünyada sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.
Türküye yüklenen anlamlar değişse de, zeytinyağının bu toprakların köklü tarımsal ve kültürel değerlerinden biri olmayı sürdürdüğü belirtiliyor.
Kaynak: Ekşi Sözlük – Zeytinyağı başlığı Prof. Dr. Kenan Demirkol Halit Ötük – balıkkesirim.net Dr. İlhami P
1
Diyarbakır’da iki uzman çavuş tutuklandı: İşte nedeni
90 kez okundu
2
Amedspor – Keçiörengücü maçının biletleri satışta
81 kez okundu
3
Kayıp olarak aranan yaşlı adam ölü bulundu
71 kez okundu
4
Siirt'te ağır yaralanan motosiklet sürücüsü can verdi
68 kez okundu
5
Amedspor’a Kürtçe slogandan ikinci ceza
65 kez okundu