03 Kasım 2026 Salı
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
Savaş Lordlarının Yeni Oyunu: Mekke Antlaşması - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
MEB’in Zazaca kararında bilimsel gerekçe bekleniyor - Aziz Yağan
a16z generative ai
Gaziantep’te BM Türkiye, Sıfır Atık Vakfı ve UCLG-MEWA gibi uluslararası dev organizasyonların iş birliğiyle düzenlenen ”COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programı, bölge belediyelerini ve iklim aktörlerini bir araya getirdi.
Zirvede söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, iklim krizinin yalnızca geleceğin değil, bugünün yakıcı bir gerçeği olduğuna dikkati çekerek Diyarbakır için hayati önem taşıyan projeleri sıraladı.
İKLİM KRİZİ KAPIMIZDA DEĞİL, TAM İÇİMİZDE”
Konuşmasında küresel verileri paylaşan Eşbaşkan Bucak, iklim krizinin yarattığı ekonomik zararlara ve zorunlu göç dalgasına vurgu yaptı.
Türkiye’deki bölgesel tehditlere değinen Bucak; İç Anadolu’da obruklar, Karadeniz’de seller yaşanırken Güneydoğu Anadolu’da ise en büyük tehdidin aşırı sıcaklar, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskı olduğunu belirtti.
Diyarbakır’ın geniş tarım alanları, Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri gibi eşsiz ekolojik değerlere sahip olduğunu hatırlatan Bucak, kuraklığın kırsaldan kente göçü tetiklediğini ve toplumsal dengeleri zorladığını ifade etti.
Kayyum dönemlerinin iklim planlamasında 10 yıllık bir gecikmeye yol açtığını savunan Eşbaşkan, bu açığı kentin sivil dinamizmi ve ortak akılla hızlıca kapatacaklarını söyledi.
DİYARBAKIR’A ”YEŞİL NEFES” VE SU HASADI
Kentsel ısı adası etkisini azaltmak için kararlı adımlar attıklarını bildiren Bucak, 500 bin metrekarenin üzerinde iki dev yeni park alanını kente kazandıracaklarını açıkladı.
Bunun yanı sıra geleceğe yönelik stratejiler arasında yağmur suyu hasadı, suya duyarlı kentsel tasarımlar ve doğa temelli çözümlerin yer aldığını vurguladı.
”RAYLI SİSTEM ARTIK BAŞLAMALI”
Diyarbakır’ın sürdürülebilir bir ulaşım ağına kavuşması gerektiğini belirten Serra Bucak, Raylı Sistem Projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı’na gerekli sunumların yapıldığını ifade ederek, şu çağrıda bulundu:
”Raylı sistemler bizim kentimizin en az 15 yıllık hayali ve projesi. COP31 süreci ve sürdürülebilir dirençli kentler hedefi doğrultusunda, projeyi hayata geçirmek için tüm gerekçeler artık ortadadır.
Diyarbakır bu projeye hazır; yerel yönetimimiz ve Büyükşehir Belediyemizin finans kaynakları da buna hazırdır.”
TARİHİ SURİÇİ ARAÇLARDAN ARINDIRILIYOR
Ulaşımda ortak akıl vurgusu yapan Eşbaşkan Bucak, bir diğer vizyon projeyi de kamuoyuyla paylaştı: Suriçi’nin yayalaştırılması.
Kadim Suriçi bölgesini tamamen araç trafiğinden arındırmayı hedeflediklerini belirten Bucak, bu adımın sadece bir trafik düzenlemesi olmadığını; tarihi çevreyi koruma, hava kalitesini artırma ve sağlıklı yaşam alanları yaratma amacı taşıdığını ifade etti.
Muhabir: EYÜP KAÇAR
Kayapınar Belediyesi Kadın Politikaları Müdürlüğü’nün kadın emeğini görünür kılmak, üretimi teşvik etmek ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği 3. Peyas Kadın Emek Buluşması ve Kültür Festivali sona erdi.
“Emeğimiz ve Kültürümüzle Dayanışmayı Büyütüyoruz” sloganıyla Park 75’te düzenlenen etkinlik, üç gün boyunca bir şölen havasında geçti.
Festival kapsamında kurulan 50 ayrı stantta kadın üreticilerin hazırladığı giyim, ev tekstili, el yapımı çantalar, punch çalışmaları, doğal köy ürünleri, ev yapımı turşu, reçel ve konservelerin yanı sıra tıbbi ve aromatik ürünler ile yöresel ev yemekleri satışa sunuldu.
Zirveye ulaşan ziyaretçi ilgisiyle birlikte el emeği ürünler hem doğrudan halkla buluştu hem de kadın üreticilere ekonomik katkı sağladı.
El sanatı meraklıları için düzenlenen çanta boyama, punch ve takı tasarımı atölyeleri ise her yaştan katılımın olduğu renkli görüntülere sahne oldu.
Kadınların ekonomik ve toplumsal yaşamda daha güçlü adımlarla yer alması gerektiğini vurgulayan Kayapınar Belediyesi Eş Başkanı Berivan Gülşen Sincar, belediye olarak bu doğrultudaki çalışmaları artırarak sürdüreceklerini belirtti.
Muhabir: EYÜP KAÇAR
Habur’da boğuldu, Diyarbakır’a defnedildi: Mezarından iz kalmadı!
İçeriği Görüntüle
Yaklaşık 1 ay önce görevden alandığı belirtilen ancak izne çıkan Kayapınar ilçe Milli Eğitim müdürü Kayhan Subaşı bugün itibariyle görevden ayrıldı. Subaşı, Kayapınar’daki okullara gönderdiği veda mesajında, şunları belirtti.
“Kıymetli mesai arkadaşlarım, 2022’den bu yana ilçemizde birlikte görev yaptığımız süre içerisinde; eğitim camiamızın, kıymetli okul yöneticileri, değerli öğretmenleri, mesai arkadaşlarımız ve amirlerimizle omuz omuza çalışmanın onurunu yaşadık.
Görev süremiz boyunca bizlere destek olan, emek veren ve yol arkadaşlığı yapan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bana emanet edilen ilçe milli eğitim müdürlüğü vazifesini bihakkın yerine getirmenin endişesi ile yol yürümeye gayret gösterdim.
İnanıyorum ki makamlar ve görevler geçici; çocuklarımızın hayatına dokunmak, öğretmenlerimizin emeğine değer katmak ve eğitim yoluyla geleceğe umut olmak kalıcıdır. Bizlere düşen en büyük sorumluluk, çocuklarımızın daha iyi bir geleceğe hazırlanmasına katkı sunmak ve bu uğurda fedakârca çalışan eğitim camiamızın yanında olmaktır.”
Görevden alınan Subaşı veda mesajını ise, “Kayapınar’ın eğitim yolculuğuna katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, ilçemize ve eğitim camiamıza başarı ve esenlik diliyorum. Sizlerden helallik diliyorum. Benim varsa hakkım, helal hoş olsun” sözleri ile bitirdi.
Muhabir: FERİT ASLAN
Diyarbakır, tarihi surları ve binlerce yıllık geçmişinin yanı sıra farklı inançların bir arada yaşadığı kültürel yapısıyla da dikkati çekiyor.
Tarihi arşiv belgeleri ve kitabelerde yer alan bilgiler, kentin 1.577 yıl önce Kudüs’e gitmek isteyen Hristiyan hacıların güzergâhında önemli bir durak olduğunu ortaya koyuyor.
Dağkapı civarında bulunan Grekçe bir kitabede, milattan sonra 449 yılında burada bir han inşa edildiği belirtiliyor.
Kitabeye göre hanın, Diyakos Appios’un girişimleri ve bazı kişilerin bağışlarıyla yaptırıldığı belirtiliyor. Yapının inşasının ise Paulos isimli taş ustası tarafından tamamlandığı kaydediliyor.
Söz konusu hanın, Kudüs’e gitmek üzere yola çıkan Hristiyan hacıların konakladığı yerlerden biri olduğu aktarılıyor.
Hac yolculuğuna çıkan ziyaretçiler, Dağkapı yakınlarındaki handa birkaç gün kalarak dinleniyor, ibadetlerini sürdürüyor ve ardından Kudüs’e doğru yollarına devam ediyordu. Dönüş yolunda da aynı konaklama noktasının kullanıldığı belirtiliyor.
Yaklaşık 1.600 yıl önce hacılara hizmet veren hanın günümüze ulaşmadığı, bugün yapıya ait ayakta kalmış bir kalıntının bulunmadığı ifade ediliyor.
Böylece bir dönem Kudüs yolculuğunun önemli duraklarından biri olan yapı, varlığını tarihi kayıtlar ve kitabeler aracılığıyla sürdürüyor.
DİYARBAKIR FARKLI İNANÇLARIN BULUŞMA NOKTASIYDI
Diyarbakır, tarih boyunca farklı din ve mezheplere mensup toplulukların bir arada yaşadığı önemli merkezlerden biri oldu.
Şemsiler, Yahudiler ve Hristiyanların yaşadığı kentte, Hristiyan topluluklar da farklı mezhep ve kilise geleneklerine ayrılıyordu.
Gregoryen Ermeniler, Yakubi Süryaniler, Ortodoks Rumlar, Nasturiler ve Keldaniler, Diyarbakır’ın çok kültürlü dini yapısının önemli unsurları arasındaydı.
Özellikle Hristiyanlığı erken dönemde benimseyen topluluklardan biri olan Süryaniler için Diyarbakır’ın, önemli bir dini ve kültürel merkez niteliği taşıdığı ifade edilirken, V. yüzyıldan itibaren Ermeni, Rum, Nasturi, Keldani ve Melkit topluluklarının bölgede yaşadığı kaydediliyor.
Tarihi kaynaklarda Diyarbakır’da geçmişte 22 kilisenin bulunduğu bilgisi de yer alıyor.
Bu ibadethanelerde Süryani, Keldani, Nasturi, Ermeni ve Rum cemaatleri ibadet ediyordu. Zaman içerisinde bu yapıların bir bölümü yıkılırken bazıları günümüze kadar ulaşarak ibadete açık kalmayı sürdürdü.
HRİSTİYANLIK DİYARBAKIR’A NASIL GELDİ?
Diyarbakır’da Hristiyanlığın geçmişinin milattan sonra 1. yüzyılın ortalarına kadar uzandığı belirtiliyor.
Tarihi anlatımlara göre Hz. İsa’nın 70 öğrencisinden biri olarak kabul edilen Adey’in, Hristiyanlığı bölgeye getiren isimlerden biri olduğu belirtiliyor.
Adey’in ardından öğrencisi Agey’in de Eğil, Lice, Silvan, Harput ve Mardin başta olmak üzere çevre yerleşimlerde Hristiyanlığın yayılmasında rol oynadığı aktarılıyor.
Kaynak: Kenan Haspolat, “Diyarbakır’da Gayrimüslimler ve Yaşam” (2010); Fatma Kaya, “Diyarbakır’daki Roma Mi
Tarihî kayıtlara göre Ergani, 19. yüzyılın sonlarında ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Osmaniye adıyla anılıyordu.
Ancak Adana çevresinde de Osmaniye adını taşıyan başka bir yerleşimin bulunması, iki bölgenin karıştırılmasına neden oldu.
Yaşanan idari ve coğrafi karışıklıkları önlemek amacıyla Diyarbakır’a bağlı Osmaniye’nin adı Ergani olarak değiştirildi.
OSMANİYE ADI NASIL ERGANİ OLDU?
20 Nisan 1924 tarihli 491 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu döneminde yapılan idari düzenlemelerle Ergani adı resmî kayıtlarda yer aldı.
Böylece Diyarbakır’daki Osmaniye adı yerini Ergani’ye bırakırken, Adana’daki Osmaniye adı kullanılmaya devam etti. Osmaniye ise 1996 yılında il statüsüne kavuştu.
ERGANI’NİN ADI YÜZYILLAR İÇİNDE DEĞİŞTİ
Ergani’deki Meryem Ana Kilisesi kalıntıları
Ergani’nin tarihî geçmişi yalnızca Osmaniye adıyla sınırlı değil. İlçenin adının kökeninin, maden ve metal anlamlarıyla ilişkilendirilen “Arghini” kelimesine dayandığı belirtiliyor.
Tarih boyunca Akranya, Erkenin, Erkanikana, Yanari, Zülkarneyn, Arsania, Urhana ve Aşat gibi farklı isimlerle de anılan Ergani, geçmişte önemli bir maden merkezi olarak öne çıktı.
11 BİN YILLIK TARİHİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Ergani’nin tarihî önemi isim değişiklikleriyle de sınırlı değil. İlçe sınırları içerisindeki Çayönü Höyüğü’nde yapılan arkeolojik kazılarda, yaklaşık 11 bin yıl öncesine uzanan yerleşim izleri ortaya çıkarıldı.
Osmaniye Kalesi ve Meryem Ana Kilisesi de ilçenin geçmişten günümüze ulaşan önemli tarihî mirasları arasında yer alıyor.
Bugün Ergani adıyla bilinen ilçe, binlerce yıllık geçmişi ve değişen isimleriyle Diyarbakır’ın en dikkat çekici tarihî yerleşimlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Muhabir: EYÜP KAÇAR