04 Ağustos 2026 Salı
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
Propagandanın Masum Kurbanları - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
Diyarbakır’da İl Emniyet Müdürlüğü’nün kör noktası - Aziz Yağan
Sosyete
ABD‘deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, süt şişeleri ve market poşetlerinde yaygın olarak kullanılan polietilen bazlı yeni bir iplik tasarladı.
Geleneksel elastik ipliklere alternatif olarak geliştirilen bu malzeme, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra eritilerek yeniden ipliğe veya farklı plastik ürünlere dönüştürülebiliyor.
Araştırmacılar, geliştirdikleri ipliği 10 kez eritip yeniden eğirerek test etti. Yapılan deneylerde, ipliğin her geri dönüşüm döngüsünün ardından da dayanıklılığını ve esnekliğini büyük ölçüde koruduğu belirlendi.
Yeni araştırma gübre üretiminde verimliliğin kapısını araladı
İçeriği Görüntüle
MIT Makine Mühendisliği Bölümü‘nden araştırma görevlisi Svetlana Boriskina, günümüzde tekstil ürünlerinin büyük bölümünde spandeks kullanıldığını ve bu nedenle geri dönüşümün oldukça zor olduğunu belirterek, ”Yeni ipliğimizle tekstilden yeniden tekstil üretiminin önünü açmayı hedefliyoruz” dedi.
Araştırmanın sonuçları ACS Materials Letters dergisinde yayımlandı.
Muhabir: EYÜP KAÇAR
Yüzyıllar boyunca Sur ilçesinde yaşayan insanların un ihtiyacını karşılayan, ”Mardin Kapı şen olur, dibi değirmen olur” türküsüyle hafızalara kazınmış tarihi Mardin Kapı Değirmeni yani Ding değirmeni eski işlevini yetirmiş durumda.
DİNG NE DEMEK
Fotoğraf: Mardin Kapı’da buğday, çeltik (pirinç) veya benzeri hububatların tanelerini kabuğundan ayırmaya yarayan ding.
Değirmende ding (veya dink), buğday, çeltik (pirinç) veya benzeri hububatların tanelerin kabuğunu soyarak ezmeye ya da dövmeye yarayan geleneksel taş/ahşap düzenektir.
Diyarbakır’daki ünlü ”Mardin Kapı Şen Olur” türküsünde geçen Mardinkapı değirmeninin halk arasındaki diğer adı ise Ding (veya Dingin) olarak bilinir.
MARDİN KAPI DEĞİRMENİ
Fotoğraf: Yıkılan Mardin Kapı Değirmeni
Tarihi Mardin Kapı Değirmeni, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu döneminde, kentin valilerinden İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Kentin un ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen bu tarihi su değirmeni, dönemin Osmanlı mimari ve iktisadi yapıları arasında önemli bir yere sahip.
Bir dönem bölgenin en önemli merkezlerinden biri olan değirmen, artık yalnızca geçmişin izlerini taşıyor.
Tarihe tanıklık eden değirmen surların dışında Mardin Kapı çıkışında, Keçi Burcu ile Hevsel Bahçeleri’nin yakınında bulunuyor.
Uzun yıllar su gücüyle çalışan değirmen, çevre köylerden gelen vatandaşların tahıllarını öğüttüğü önemli bir merkezdi.
Sanayi tipi değirmenlerin yaygınlaşmasıyla birlikte işlevini yitiren yapı zamanla kaderine terk edildi.
Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN
Yurttaşların hijyenik, güvenli ve sağlıklı gıdaya erişimini sağlamak amacıyla yapılan denetimlerde işletmelerin temizlik koşulları, ürün gramajları, son kullanma tarihleri ve işletme yeterlilikleri kontrol edildi.
Zabıta Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, özellikle sıcak hava nedeniyle gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesine dikkat edildiği belirtilerek, periyodik denetimler sonucunda iş yerlerinde kayda değer bir eksikliğe rastlanmadığı ifade edildi.
Açıklamada, denetimlerin aynı titizlikle sürdürüleceği vurgulandı.
Muhabir: EYÜP KAÇAR
Başkan Kaya, düşük ücret uygulanan bölgelerin nitelikli iş gücünü kaybedeceğini, bunun da özellikle bölgeden batı illerine yeni bir göç dalgasını tetikleyeceğini söyledi.
Bölgesel asgari ücret tartışmalarının yalnızca işveren maliyetleri üzerinden değerlendirilmesini doğru bulmadığını belirten Kaya, asgari ücretin aynı zamanda milyonlarca çalışanın yaşam standardını belirleyen temel bir sosyal politika aracı olduğuna dikkat çekti.
“Türkiye’nin üretim, yatırım ve istihdam sorunlarını yalnızca ücret politikaları üzerinden çözmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değildir.” diyen Kaya, şöyle devam etti:
”Asgari ücret sadece işveren maliyeti olarak görülemez; aynı zamanda milyonlarca emekçinin yaşam standardını belirleyen temel bir sosyal politika aracıdır. Diyarbakır gibi genç nüfusun yoğun, işsizliğin Türkiye ortalamasının üzerinde seyrettiği kentlerde ihtiyaç, ücretleri düşürmek değil, nitelikli ve sürdürülebilir istihdam yaratacak yatırımları artırmaktır”
Bölgesel ücret uygulamasının gelişmişlik farkını azaltmayacağını, aksine daha da derinleştireceğini belirten Kaya, şunları söyledi:
“Düşük yaşam maliyetini gerekçe göstererek az gelişmiş bölgelerde daha düşük asgari ücret belirlemek, yoksulluğu azaltmaz; gelir dağılımındaki adaletsizliği büyütür. Yüksek ücret uygulanan büyükşehirlerle düşük ücretli bölgeler arasındaki gelir farkı açılırken, az gelişmiş bölgeler daha da geride kalacaktır. Bu yaklaşım, bölgelerin ‘ucuz iş gücü merkezi’ olarak görülmesine neden olur. Oysa bir kentin rekabet gücü düşük ücretle değil; güçlü altyapısı, eğitimli insan kaynağı, lojistik imkanları, hukuki öngörülebilirliği ve finansmana erişimiyle sağlanır.”
“Bölgesel ücret yeni göç dalgasını tetikler”
Mehmet Kaya, şöyle devam etti: “Diyarbakır gibi genç nüfusun yoğun olduğu, sanayi yatırımlarının ise hâlâ istenilen seviyeye ulaşmadığı illerde böyle bir uygulama Batı illerine yeni bir işçi göçü dalgasını beraberinde getirir. Düşük ücret uygulanan bölgelerden büyükşehirlere iş gücü göçü hızlanır. Bu durum yalnızca çalışanları değil, yatırımcıları da olumsuz etkiler. İşletmeler nitelikli iş gücüne ulaşmakta zorlanırken, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı daha da derinleşir.”
Benzer uygulamaların farklı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de önemli dersler içerdiğini belirten Kaya, devamla şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dünyada benzer uygulamaların hayata geçirildiği örneklerde ilk yıllarda bölgesel farklılıkları dikkate alan esnek bir model olarak görülen sistemler zamanla ciddi sorunlar üretti. Aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret eşitsizlikleri oluştu, yüksek ücret uygulanan bölgelere iş gücü göçü hızlandı, kayıt dışı istihdam arttı ve uygulamanın denetlenmesinde ciddi güçlükler yaşandı. Türkiye’nin de geçmişte hayata geçirdiği ancak beklenen faydayı sağlamadığı için daha sonra yasal düzenlemeyle yürürlükten kaldırdığı bu uygulamanın yeniden gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz.”
Kaya, düşük ücret avantajıyla yatırım çekmenin kalıcı kalkınma sağlamayacağını da vurgulayarak, “İşverenler maliyet avantajı nedeniyle yatırımlarını düşük ücretli bölgelere kaydırabilir. Ancak bu durum, bölgelerin yüksek teknolojiye dayalı üretim yerine düşük katma değerli ve emek yoğun sektörlere yönelmesine neden olur. Bölgemizin ihtiyacı daha düşük ücret değil; Ar-Ge, teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değerli sanayi yatırımlarıdır” dedi.
Muhabir: ÖZGÜR AYAYDIN
Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Talaytepe Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde kurulan hidroterapi havuzu hizmete açıldı. Böylece Türkiye’deki Sağlıklı Hayat Merkezleri arasında ilk kez bir hidroterapi havuzu Diyarbakır’da hizmet vermeye başladı. Hidroterapi hizmeti; kas-iskelet sistemi hastalıkları, ortopedik ve nörolojik rehabilitasyon süreçlerine destek sağlamanın yanı sıra çocuklarda hareketli yaşamın desteklenmesine ve fiziksel gelişimin güçlendirilmesine katkı sunacak.
Merkeze başvuran vatandaşlar, fizyoterapistler tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda uygun görülmeleri halinde kişiye özel hazırlanan hidroterapi programlarından yararlanabilecek. Suyun kaldırma kuvveti ve direncinden faydalanılarak uygulanacak programlarla hareket kabiliyetinin artırılması, kas gücünün desteklenmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor.
Konuya ilişkin konuşan Diyarbakır Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin koruyucu sağlık hizmetlerinin yanı sıra sağlıklı yaşamı destekleyen yenilikçi uygulamaların da hayata geçirildiği önemli merkezler olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle Türkiye’de ilk kez bir Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde hidroterapi havuzunu Diyarbakır’da hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu uygulama ile vatandaşlarımızın rehabilitasyon süreçlerini desteklerken, özellikle çocuklarımızın hareketli yaşam alışkanlığı kazanmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.”
Muhabir: FERİT ASLAN