Last Updated on Ocak 10, 2026 by cegamedya
Bugünün çok katlı binaları ve dijital ekranlarının ardında, Diyarbakır’ın tozlu ama bir o kadar da parıltılı bir sinema tarihi yatıyor. Bu tarih sadece filmlerden ibaret değil; içinde büyük hırslar, mimari zaferler ve koca bir kentin eğlence hafızası var.
”BANA YER YOKSA SİNEMA VAR”

Fotoğraf: 1942 yılında açılan Esin Sineması..Sinemanın şuan yerinde bir iş merkezi bulunuyor. Yandaki boş arazide ise Merkez Bankası ve Zıraat Bankası yer alıyor (Fotoğraf. Gazeteci Mehmet Mercan
Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır’da 1940’lı yıllarda, iş adamı Hüseyin Esin, bir gün eşiyle birlikte film izlemek için Yenişehir Sineması’nın yolunu tutar.
Kapıdaki görevliden aldığı ”Yerimiz kalmadı” cevabı, sadece bir hayal kırıklığı değil, kentin mimari kaderini değiştiren bir dönüm noktası olur.
Hüseyin Bey, bu duruma öyle sinirlenir ki; ”Madem bana yer yok, ben de kendi sinemamı kurarım” diyerek İnönü Caddesi üzerinde Esin Sineması’nı inşa ettirir.
Bu bina, Diyarbakır’da özgün mimariyle sadece sinema olması için yapılan ilk yapı olarak tarihe geçer.
DİYARBAKIR’IN ”PERA PALAS”I
1900’lü yıllarda açılan sinema salonları kentin eğlence hayatında önemli rol oynar. 1950’lerde Diyarbakır, sınırları aşan bir iddiaya ev sahipliği yapar.
Ermeni mimar Harutyan Sarafyan’ın imzasını taşıyan ve Dilan ailesi tarafından yaptırılan Dilan Sineması, tam 2 bin 300 metrekarelik alan üzerine kurulur. Açıldığı dönemde sadece Türkiye’nin değil, ‘‘Ortadoğu ve Balkanların En Büyük Sineması” unvanını alarak kentin ”Pera Palas”ı olur.
KİLİSELERDE BAŞLAYAN YOLCULUK
Diyarbakır’ın beyaz perdeyle ilk tanışması ise sanılandan çok daha eskidir. 1920’li yıllarda Mardinkapı’daki bir Rum Kilisesi’nde başlayan sessiz film gösterimleri, daha sonra Süryani Katolik Kilisesi’ne taşınmış; kent halkı ”esas oğlanı” alkışlamayı buralarda öğrenmiştir.
GAZOZ, TARZAN VE KADINLAR MATİNESİ
O yıllarda sinema sadece film izlemek değil, bir sosyal törendi. Sinemaların vazgeçilmezi bölgede üretilen Ünal ve Turan gazozlarıydı.
Gençler Tarzan’ın yüzme stilini ezberler, yazın şehir havuzlarında taklit ederdi.
Kadınlar matinesine giden Diyarbakırlı kadınlar, evde hazırladıkları sarmaları, dolmaları yanlarında götürür, sinemayı adeta bir bayram yerine çevirirdi.
12,5 KURUŞLUK MUTLULUK
Televizyonun olmadığı o yıllarda, öğrenci matineleri 12,5 kuruştu. Cebinde bu kadar parası olmayan çocuklar, filmin başlamasından 15 dakika sonra ”gecikmiş seyirci” indirimiyle 5-6 kuruşa içeri sızmanın yolunu arardı.
SİNEMA REKORU
1940’li ve 60’lı yıllarda Diyarbakır, sosyal yaşamda altın çağını yaşıyordu. O tarihlerde kentte sadece birkaç salon değil, resmî ve özel toplam 25’e yakın sinema faaliyet gösteriyordu.
Şehir merkezinde halka açık olan başlıca sinemalar şunlardı:
Dilan, Yenişehir, Yıldız, Melek, Nilgün, Emek, Dicle, Site, Ar, Mehtap, Murat, Saray, Şafak, Esin, Atlas, Elmas, Raman ve Şekerciler.”
Bu listeye Karayolları, Orduevi ve 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı gibi kurumların kendi personeline hizmet veren özel sinemaları da eklendiğinde, Diyarbakır o dönemde bölgenin tartışmasız kültür ve sanat başkenti konumundaydı.
Kaynak: Şevket Beysanoğlu / makinist Ali Sarısu’nun sözlü anlatımları / döneminin yerel basın arşivleri / Me
1
Yasa dışı bahis soruşturmasında iddianame tamamlandı
149 kez okundu
2
Diyarbakır’da iki uzman çavuş tutuklandı: İşte nedeni
95 kez okundu
3
Amedspor – Keçiörengücü maçının biletleri satışta
87 kez okundu
4
Kayıp olarak aranan yaşlı adam ölü bulundu
79 kez okundu
5
Siirt'te ağır yaralanan motosiklet sürücüsü can verdi
73 kez okundu