DOLAR 49,72740,18%
EURO 55,69860,02%
ALTIN 6.422,10-2,68
BITCOIN 4043821-3.7199499999999999%
İstanbul
21°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Bakan Tekin: Okullardaki fiziki altyapımız ile OECD ortalamasının üzerine çıktık

Bakan Tekin: Okullardaki fiziki altyapımız ile OECD ortalamasının üzerine çıktık

ABONE OL
Ekim 22, 2026 12:08
Bakan Tekin: Okullardaki fiziki altyapımız ile OECD ortalamasının üzerine çıktık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Last Updated on Ekim 22, 2026 by TRT HABER


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Maarif Salonu’nda düzenlenen “MEB Söz Varlığı Bilgi Ağı Tanıtım Programı”na katıldı.


Burada konuşan Tekin, geçmişte müfredat konusunda ciddi sorunlar yaşandığını belirterek, milli birlik ve beraberliği pekiştirmekten uzak, ayrıştırıcı ve ötekileştirici yapının kendilerini rahatsız ettiğini dile getirdi.


Aynı şekilde müfredatın çağdaş, pedagojik ve akademik gelişmelere uygun dizayn edilmemiş olmasının da kendilerini rahatsız ettiğini belirten Tekin, şöyle konuştu:


“Bir başka problem, Türkiye’de demokratik kurumların konsolidasyonu açısından eğitim süreçlerinin içeriği, temel hak ve hürriyetlerin, hukuk devletinin, anayasal devletin kurumsallaşması açısından eğitim öğretimde yaşanan süreçler bize darbe vuruyordu. Yani en temel eğitim hakkını kullanamayan bir bireyin devletten beklentileri zayıflayacağı gibi devlete olan güven duygularının da sarsılacağı bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Kendi inanç değerlerine aykırı hususların zorla dayatıldığı bir eğitim sisteminin çocuklarımızı, ailelerimizi mutlu etmeyeceği aşikardı. Dolayısıyla eğitimde demokratikleşme yönünde adımların atılması da elzemdi. 8 yıllık kesintisiz dayatma bunun bir parçasıydı. Katsayı uygulaması bunun bir parçasıydı. Bu saydığım hususlarla ilgili çok şükür çok önemli adımlar attık.”


“Sistematik bir yol haritası izledik”


Üniversitede yıllarca öğretim üyesi olarak görev yaptığını anımsatan Tekin, görev yaptığı sırada öğrencilerin Türkçe kullanımı ve kendilerini ifade etme konusunda zorluklar yaşadığını, bu durumun kendisini çok rahatsız ettiğini söyledi.


Tekin, “Türkçenin bir bilim dili olarak zengin birikiminin çocuklarımıza yansıtılması, çocuklarımıza kazandırılması ve çocuklarımızın Türkçenin zenginliğine vakıf olarak yetişmesi bizim için önemli. Bu sadece Türkçe okuma yazma açısından değil. Bu, bizim toplumsal barışımız açısından, toplumsal kurumlarımız açısından istihdamdan siyasete kadar her alanda bizim için tamiri imkansız problemler yaratmaya çok açık bir alan.” değerlendirmesinde bulundu.


Kendi ana dilini gündelik hayatta 100 kelimeyle konuşan bir çocuktan 500-1000 kelimelik yabancı dille kendini ifade etmesini beklemenin çok trajikomik bir durum olduğunu belirten Tekin, “Kendi ana dilinde çocuk kendisini 1000 kelimeyle ifade edemiyor. O kelimeleri kendi ana dilinde kullanamıyor, o cümleleri kendi ana dilinde kuramıyor. Bir başka dille nasıl kurmasını bekleyeceksiniz? Dolayısıyla bütün bunlardan hareketle biz yıllar içerisinde eğitime ilişkin tespit ettiğimiz bu problem başlıklarını çözmek için sistematik bir yol haritası izledik.” dedi.


“Ölçme-değerlendirme sistemlerini sil baştan yeniden ele aldık”


Gerek 2013’te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı döneminde gerekse Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başlamasından sonra bu eksikliklerin giderilmesine yönelik yaptıkları çalışmalara değinen Tekin, okulların fiziki altyapısıyla ilgili OECD’nin ortalamalarının üzerine çıktıklarını söyledi.


Türkiye’nin OECD’nin eğitimle ilgili raporlarında derslik başına düşen öğrenci sayısı ve benzeri göstergelerde, aynı şekilde öğretmen başına düşen öğrenci oranları itibarıyla ortalamaların üzerinde olduğunun tespit edilmeye başlandığını dile getiren Tekin, eğitimde teknolojinin kullanımı açısından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporunda Türkiye’nin neredeyse bütün dersliklerinde etkileşimli tahtanın bulunduğu tek ülke olduğu tespitinin yapıldığını hatırlattı.


Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni 2024’te kamuoyuyla paylaştıklarını, öğretim programlarında ciddi bir dönüşüm sürecini başlattıklarını vurgulayan Tekin, şöyle devam etti:


“Çocuklarımızın ‘Türkçe, yani ana dil becerileri niçin istediğimiz düzeyde değil?’ ve ‘Eğitimden beklediğimiz işler bu anlamda neden toplumsal anlamda karşılık bulmuyor?’ sorularının cevabını verecek bir dizi etkinlik başlattık. Mesela o yıl yaz aylarında yayımladığımız genelgede temel eğitim kurumlarında Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocuklarımızın bu derslerdeki geçme notu dahil olmak üzere ölçme-değerlendirme sistemlerini sil baştan yeniden ele aldık. Hem geçme notlarını yükselttik. Yani Türkçeyi ve Türk dili ve edebiyatı derslerini yeterince öğrenmeyen arkadaşlarımızın diğer derslerden daha iyi öğrenmesi gerektiği anlamında barajlar koyduk.


Daha önemlisi ‘Niçin biz çocuklarımızın Türkçeyi öğrenmelerini istiyoruz, buradan ne bekliyoruz?’ sorusunun cevabı olacak şekilde bu derslerin ölçme-değerlendirme yöntemlerini 4 beceri üzerine yeniden kurguladık. Yani çocuklarımız Türkçe hem gramer kuralları, yazım kuralları hem de kendini ifade etme konusunda bir yetkinlik düzeyine erişsin diye sınavlarımızı ölçme-değerlendirme metotlarımızı değiştirdik. Tıpkı ‘Başka dillerin sınavlarını çocuklarımız öğrenmişler mi?’ diye yapılan sınavlarda olduğu gibi çocuğumuz bu dilde kendisini rahat ifade edebiliyor mu, bu dilde birisinin söylediğini anlayabiliyor mu, yazabiliyor mu? Türkçe ve Türk dili edebiyatını, bütün bunları ölçecek bir hale getirdik.”


“Mavi vatan gibi bir kavramı müfredata koyduk”


Bakan Tekin, Türkçenin zenginliklerini çocukların fark etmesi ve kullanabilmesine yönelik başlattıkları projeleri anlattı.


Bu kapsamda “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde kullanılan dilin çocukların milli birlik sürecinde bütün değer yargılarını şekillendirdiği” gerçeğinden hareketle birçok kavramı ideolojik içerikten arındırarak geleneksel yapıya uygun, toplumsal ve tarihsel mirasa uygun olarak kullanmalarıyla ilgili süreci başlattıklarını hatırlatan Tekin, şöyle konuştu:


“Mesela Milli Mücadele esnasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir.’ diyor. Niye Ege dememiş? ‘Mavi vatan’ gibi bir kavramı müfredata koyduk. Ege Denizi kelimesinin yerine Adalar Denizi’nin orijinal haliyle kullanılması. 2. Dünya Savaşı’nda sırf bugünkü Türk devletleriyle o zamanki onları egemenliği altında bulunduran Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin onlarla aramızdaki bağı kopartacak şekilde bölgeyi ‘Orta Asya’ diye adlandırması ideolojik bir içerik. Kelimenin doğru veya coğrafi bölgenin doğru adı olan Türkistan’ın kullanılması. Sömürgecilik bizim için çok önemli, coğrafi keşifleri dünyada kapitalist sömürgeci zihniyetin başlangıcı olarak çocuklarımızın görmesi gerektiği, bu türden kavramsal dokunuşları da yaptık.”


“Ortak bir dil kullanımının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz”


Bakan Tekin, tanıtımını yaptıkları “MEB Söz Varlığı Bilgi Ağı”nın çok önemli olduğunu vurguladı.


Ders kitapları ve öğretim programlarında hangi kelimelerin kullanıldığına ilişkin bir envanter oluşturduklarını ifade eden Tekin, bu envanterin öğretmenler için çok kullanışlı olacağını söyledi.


Ayrıca projeyi birlikte yürüttükleri bu ağın Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yunus Emre Enstitüsü ve Türk Dil Kurumu için de çok önemli bir veri olacağını aktaran Tekin, projeyle kelimelerden hareketle türetilen başka kelimelerden gündelik ihtiyaçlara göre yeni üretilmesi gereken kelimelere kadar tüm çalışmaların yapıldığını bildirdi.


Bu projenin Türk devletleri coğrafyasında ortak kavramsal dili inşa etmek için bir başlangıç noktası olabileceğini belirten Tekin, şunları kaydetti:


“Ortak bir dil kullanımının milli birlik inşası açısından, birlik ve beraberliğimiz açısından, kardeşliğimiz açısından ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla attığımız bu adımlar, yürüttüğümüz bu çalışma bize bu anlamda milli bir sorumluluğu da yerine getirmiş olmanın bahtiyarlığını verecek. İnşallah halis niyetlerle çıktığımız bu yolda hep birlikte sizlerin de katkılarıyla arzu ettiğimiz yere hem eğitim sistemimizi hem de milli birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi taşımış oluyoruz diyorum.”


ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy’un da katıldığı tanıtım programında, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cem Gençoğlu da konuşma yaptı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP