29 Temmuz 2025 Salı
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
Tıp Fakültelerinde Tıbbi Biyokimya Asistan Eğitimi: Sorunlar ve Çözümler - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
Diyarbakır’da riskli sivil girişimler üzerine - Aziz Yağan
Sosyete
Kaynak, Getty Images
Güncelleme 26 Mayıs 2025
ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği (AB) ile ticaret anlaşması için tanıdığı süreyi, 9 Temmuz’a uzatmayı kabul etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Pazar günü Trump’la “iyi bir telefon görüşmesi yaptıklarını” dile getirmişti.
Trump geçtiğimiz ay AB mallarına yüzde 20 gümrük vergisi uygulayacağını açıklamış, ancak müzakerelere zaman tanımak için 8 Temmuz’a kadar bu oranı yüzde 10’a düşürmüştü.
Cuma günü ise Trump AB ile görüşmelerin yavaş ilerlemesine tepki göstermiş ve AB’den gelen ürünlere yüzde 50 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmuştu.
Trump, Von der Leyen ile yaptığı görüşmeden sonra, müzakereler için verdiği son tarihi 9 Temmuz’a ertelediğini duyurdu.
Von der Leyen de ABD ile ticaret anlaşmasına varmak için “süratle” adım atmaya hazır olduğunu, ancak birliğin “iyi bir anlaşma için” 9 Temmuz’a kadar zamana ihtiyacı olduğunu kaydetmişti.
Kaynak, Getty Images
Trump’ın önceki hafta “yüzde 50 vergi” tehdidi savurmasına AB yetkililerinden de tepki gelmişti.
Avrupa Birliği Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, 27 üyeli bloğun ABD ile “tehditlere” değil “karşılıklı saygıya” dayalı bir ticaret anlaşması yapmaya kararlı olduğunu söyledi.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile yaptığı görüşmenin ardından konuşan Sefcovic, “AB tamamen sürece dahil ve her iki taraf için de işe yarayacak bir anlaşma sağlamaya kararlı,” dedi.
AB ile ABD arasındaki ticaretin eşi benzeri olmayan bir ilişki olduğunu belirten Sefcovic, “Karşılıklı saygıyla yürütülmelidir, tehditlerle değil. Çıkarlarımızı savunmaya hazırız” diye konuştu.
Trump ise Cuma günü yaptığı açıklamalarda, AB ile devam eden ticaret müzakerelerinin yavaş ilerlemesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, 1 Haziran’da tarifeleri artırma planının kesin olduğunu söyledi.
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “AB ile olan görüşmelerimiz hiçbir yere varmıyor” ifadelerini kullanan Trump, ABD’de üretilen ürünlere ise vergi uygulanmayacağını belirtti.
Gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir anlaşma peşinde değilim – anlaşmayı belirledik,” diyen Trump, ardından bir Avrupa şirketinin ABD’ye büyük bir yatırım yapması durumunda bu kararı erteleyebileceğini ekledi.
AB, ABD’nin en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. Geçen yıl, AB ABD’ye 600 milyar dolardan fazla mal gönderdi, karşılığında ise 370 milyar dolarlık ABD malı satın aldı.
Kaynak, EPA
Trump’ın tehditlerine Avrupa hükümetlerinden tepki geldi. Hükümetler, daha yüksek tarifelerin iki taraf için de zararlı olacağı konusunda uyardı.
İrlanda Başbakanı Micheál Martin, “Bu yola girmemize gerek yok,” diyerek müzakerelerin tek sürdürülebilir yol olduğuna vurgu yaptı.
Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Saint-Martin, “Aynı çizgimizi koruyoruz: Gerilimi azaltmak istiyoruz ama yanıt vermeye de hazırız,” dedi.
Almanya Ekonomi Bakanı Katherina Reiche ise bloğun ABD ile bir çözüm bulmak için “her şeyi yapması gerektiğini” söyledi.
Hollanda Başbakanı Dick Schoof da AB’nin ticaret görüşmelerindeki stratejisini desteklediğini belirterek, “ABD ile yapılan görüşmelerde tarifelerin artıp azalabileceğini daha önce de gördük,” dedi.
AB, müzakereleri bir blok olarak yürütüyor. Ancak Trump’ın eski ekonomi danışmanlarından ve muhafazakâr düşünce kuruluşu Heritage Foundation’da görev yapan Stephen Moore, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Avrupa’da olan şey, belki de ülkelerle tek tek müzakere etmeye çalışmamız olabilir,” dedi.
Moore ayrıca, Trump’ın “nihai amacının yalnızca ABD’yi değil tüm dünyayı Çin etkisinden koparmak olduğunu” ve eğer bunu başarabilirse bunun çok iyi bir gelişme olacağını savundu.
Kaynak, Getty Images
Nisan başında Trump, birçok ülkeyi kapsayan yeni gümrük vergileri açıkladı. Bu kapsamda, ABD’ye satılan AB mallarının çoğuna yüzde 20 vergi getirdi.
Ancak kısa bir süre sonra bu yüksek tarifeleri üç aylığına, 8 Temmuz’a kadar erteledi ve müzakerelere zaman tanıdı. Bununla birlikte, ticaret ortaklarına karşı yüzde 10’luk temel vergi uygulamaya devam etti.
Çin’e karşı uygulanan yüksek tarifeler bir miktar düşürülse de tamamen kaldırılmadı. AB çeliği ve alüminyumuna karşı yüzde 25’lik ABD tarifesi ise yürürlükte kaldı.
AB de buna karşılık olarak kendi önlemlerini açıklamıştı ancak bunları da ertelemişti.
Avrupa Komisyonu, ABD’den ithal edilen 18 milyar euroluk (20 milyar dolar) mal için yüzde 25 gümrük vergisi getireceğini duyurmuş ancak uygulamaya koymamıştı.
Ayrıca, ABD’den ithal edilen ve toplam değeri 95 milyar euroyu bulan ürünler için ek önlemler üzerine danışma süreci de başlatıldı.
Trump’ın Avrupa’yla ilgili şikayetlerinin merkezinde, iki taraf arasındaki ticaret dengesizliği yer alıyor. AB, ABD’ye daha fazla mal satıyor ve daha az mal alıyor.
Trump, bu ticaret açığını, Amerikan şirketlerine haksızlık olarak gördüğü politikalara bağlıyor. Özellikle otomobil ve tarım ürünleriyle ilgili uygulamalardan şikayetçi.
Trump, Apple’a da ABD’de üretilmeyen iPhone’lara “en az” yüzde 25 vergi uygulanacağını söyledi, ardından bu tehdidi tüm akıllı telefonları kapsayacak şekilde genişletti.
Trump’ın son tehditleri sonrasında ABD ve Avrupa borsalarında düşüş görüldü.
ABD’nin S&P 500 endeksi yaklaşık yüzde 0,7 düşerken, Almanya’nın DAX ve Fransa’nın CAC 40 endeksleri günü yüzde 1,5’ten fazla kayıpla kapattı.
Kaynak, Türkiye Cumhurbaşkanlığı / Mustafa Kamacı / Getty Images
Güncelleme 22 Haziran 2025
İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı saldırılara İran’ın da saldırılara karşılık vermesiyle iki ülke çatışmayı sürdürürken, uluslararası toplumdan müzakerelere dönüş çağrıları geliyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cuma günü Cenevre’de İngiltere, Fransa ve Almanya dışişleri bakanları ile görüşmeleri sonrası İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılmak için İstanbul’a gitti.
Arakçı, İstanbul’da yaptığı konuşmada, “2015’te olduğu gibi müzakereli bir çözüme kesinlikle hazırız” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Avrupalı liderle yaptığı görüşmede müzakereler için saldırıların durdurulması şartını ortaya koymuştu.
İstanbul’da gazetecilere konulan Arakçı, ABD’nin çatışmalara müdahil olmasının “çok ama çok tehlikeli” sonuçlar doğuracağını söyledi.
Beyaz Saray bu konudaki kararını henüz vermediğini açıklayarak İran yönetimine iki haftalık süre vermişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantı için Türkiye’de olan Arakçı’yı İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde kabul etti.
Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Servisi Başkanı İbrahim Kalın da katıldı.
Kaynak, Türkiye Cumhurbaşkanlığı / Mustafa Kamacı / Getty Images
İletişim Başkanlığı’ndan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan Arakçi’ye, “bölgenin yeni bir savaşa tahammül edemeyeceğini, İsrail’in derhal durdurulması gerektiğini, nükleer anlaşmazlığın çözümüne giden yolun müzakereden geçtiğini” söyledi.
Erdoğan’ın “Türkiye’nin kolaylaştırıcılık dahil üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu” İran heyetine ilettiği de kaydedildi.
Açıklamada, İran ile ABD arasındaki müzakerelere bir an önce geri dönülmesi çağrısı da yapıldı.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen “kabul et ve devam et” seçeneğine tıklayın.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
X paylaşımının sonu
İçerik bulunamadı
Daha fazlası için XBBC, link verilen internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında konuşan “Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’in devlet terörüne 13 Haziran’dan bu yana İran muhatap oluyor” dedi.
Erdoğan İran’ın misillemelerininse “meşru müdafaa” olduğunu söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin nükleer faaliyetlerini durdurmayacağını söylediği bildirildi.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Pezeşkiyan görüşmede, güven oluşturmak için diyaloğa ve işbirliğine hazır olduğunu, ancak sivil amaçlarla nükleer faaliyetler yürütme hakkından tehdit veya savaşla vazgeçmeyeceğini söyledi.
IRNA’nın haberine göre, Pezeşkiyan İsrail saldırılarına “daha yıkıcı” yanıt verecekleri konusunda da uyardı.
Öte yandan İsrail ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar 21 Haziran Cumartesi günü de devam etti.
Birleşmiş Milletler’in nükleer gözlemci kuruluşu, İsrail’in İran’ın İsfahan şehrindeki bir nükleer tesisi vurduğunu doğruladı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) başkanı Rafael Grossi, İsrail’in uranyum zenginleştirmede kullanılan makineleri üreten bir santrifüj atölyesini vurduğunu söyledi.
Tesiste nükleer malzeme olmadığını açıkladı.
Fars Haber Ajansı da tesiste saldırı kaynaklı bir sızıntı olmadığını bildirdi.
İsrail ordusu, Cumartesi günü İran’ın güneybatısındaki askeri tesisleri vurduklarını duyurdu.
İran’dan gece ve sabah saatlerinde gönderilen SİHA’ların da etkisiz hale getirildiğini açıkladılar.
Bununla birlikte İsrail, iki İranlı üst düzey ismi daha öldürdüğünü iddia ediyor.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Kum şehrindeki bir apartmanda Saeed Izadi’nin öldürüldüğünü savundu.
Katz yaptığı açıklamada, istihbaratı ve hava kuvvetlerini övdükten sonra “Öldürülenler ve rehineler için adalet. İsrail’in uzun kolu tüm düşmanlarına ulaşacaktır” ifadelerini kullandı.
Izadi, İran’ın ülke dışı operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü’nün komutanları arasında yer alıyor ve Hamas ile ilişkilerden sorumlu olduğu kaydediliyor.
Devrim Muhafızları Izadi’nin ölümünü henüz doğrulamadı.
İsrail, Kudüs Gücü komutanlarından Behnam Shahriyari de öldürdüğünü iddia ediyor.
BBC Farsça Servisi, Shahriyari’nin, Tahran’ın müttefiklerine silah sevkiyatlarını yürüttüğünü aktarıyor.
Kaynak, BBC Farsça Servisi/Tasnim
Kayıplara ilişkin iki taraftan da resmi açıklamalar geldi.
İran Sağlık Bakanlığı 13 Haziran’dan bu yana en az 430 kişinin öldürüldüğünü aktardı. Bu veri içinde, İran’da yönetim elitine dahil isimler de yer alıyor. Üç binden fazla da yaralı olduğu kaydediliyor.
İsrail tarafındaysa 25 kişinin hayatını kaybettiği, yaralı sayısınınsa 2 bin 500’ün üzerinde olduğu açıklandı.
Kaynak, Atta Kenare/AFP via Getty Images
İran’da yayın yapan bir devlet televizyonuna göre, Tahran yönetimi “hassas askeri ve nükleer bölgelerde casusluk yapan” bir Alman vatandaşını tutukladı.
Haberde söz konusu kişinin Yahudi ve çifte vatandaş olduğu belirtildi.
Haberde bu kişinin İran’a “turist” olarak girdiği, ancak ülke genelindeki “hassas bölgeleri kameraya çektiği” iddia edildi.
Son günlerde İran’da İsrail adına casusluk yapmakla suçlanan çok sayıda kişi göz altına alındı.
Reuters haber ajansı, Amerikalı iki yetkilinin 21 Haziran Cumartesi günü ABD’nin B-2 bombardıman uçaklarını Pasifik’teki Guam adasına konuşlandırdığını söylediğini bildirdi.
Bombardıman uçaklarının sevkiyatının Ortadoğu’daki çatışmalarla bağlantılı olup olmadığı ise net değil.
ABD yapımı B-2 Spirit (İngilizce “stealth bomber” adıyla bilinen hayalet bombardıman uçağı) İran’ın yer altındaki Fordo nükleer tesisini vurabilecek kapasitedeki bombayı taşıyacak güçte.
ABD’ye ait GBU-57A/B Massive Ordnance Penetrator (MOP), yani dünyanın en büyük nükleer olmayan “sığınak delici” bombası, şimdiye kadar hiç kullanılmadı ve henüz İsrail’in erişiminde değil.
Fransız haber ajansı AFP’ye göre, Yemen’deki İran destekli Husiler, ABD ordusunun müdahil olması durumunda Kızıldeniz’deki Amerikan gemilerini hedef alacakları konusunda Washington’ı uyardı.
ABD ve Husiler, Mayıs ayında Şii grubun Kızıldeniz’deki nakliye rotasını hedef almayı bırakması konusunda anlaşmışlardı.
Kaynak, Getty Images
Güncelleme 29 Mayıs 2025
Tesla’nın patronu milyarder Elon Musk, ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki görevine “veda etme zamanının geldiğini” söyledi.
Dünyanın en zengin insanı Musk, seçim sonrası Trump tarafından oluşturulan Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) başına getirilmişti.
Musk’ın bir hükümet görevinde çalışmasına imkan tanıyan “özel görev” statüsü, bir yılda 130 gün boyunca sürdürülebiliyor. Trump’ın göreve geldiği 20 Ocak’tan bu yana hesaplandığında Musk’ın bu görevi Mayıs sonu bitirmesi gerekiyordu.
Elon Musk söz konusu görevi kendisine verdiği için Trump’a teşekkür etti ve başında bulunduğu Hükümet Verimliliği Departmanı’nın çalışmalarının süreceğini kaydetti.
Musk, son olarak Trump’ın bütçe tasarısına ilişkin eleştirilerini dile getirmiş, bunun DOGE tarafından gösterilen çabayı baltalayacağını ileri sürerek “hayal kırıklığına uğradığını” söylemişti.
Trump bütçe tasarısındaki vergi indirimlerini seçim kampanyasında vadetmişti. Tasarıda, savunma harcamalarında da artış öngörülüyor.
Eleştirilere yanıt veren Trump, tasarının “bazı yönlerinden memnun olmadığını” ancak müzakere etmeye devam edeceklerini söyledi.
Kaynak, Reuters
Geçen hafta Elon Musk, elektrikli otomobil şirketinin kâr ve satışlarındaki büyük düşüş sonrası Beyaz Saray yönetimindeki rolünü “önemli ölçüde” azaltma kararını duyurmuştu.
Musk 20 Mayıs’ta Katar’da yaptığı konuşmada da siyasi bağışlarını sonlandıracağını söyledi.
Katar Ekonomik Forumu’nda soruları yanıtlayan Musk, bu kararını “yeterince yardım ettim” diyerek açıkladı.
“Gelecekte siyasi harcama yapmak için bir sebep görürsem, yaparım” diyen Musk, şu an bunun için bir sebep göremediğini de söyledi.
Milyarder iş adamı, Donald Trump’ın başkanlık seçimi kampanyası için 250 milyon dolara yakın bağış yaptı ve seçim sonrası Trump tarafından oluşturulan Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) başına getirildi.
Musk’ın Trump yönetiminde yer alması, Tesla protestoları ve boykotlarına yol açtı.
Şirketin Mart sonunda açıkladığı veriler boykotun verilere yansıdığını gösteriyordu.
Tesla, yılın ilk üç ayında satışlarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20’lik bir düşüş gösterdiğini açıkladı. Kârın da yüzde 70’ten fazla düştüğü bildirildi.
Kaynak, Getty Images
Şirket, yatırımcılarını, sıkıntının devam edebileceği konusunda uyararak bir büyüme tahmini sunmayı da reddetti.
Şirketini boşladığı eleştirilerinin odağındaki Elon Musk ise “Doge’a ayırdığı zamanın” önümüzdeki aydan itibaren “önemli ölçüde azalacağını” söylemişti.
Musk Mart ayındaki mesajında, haftada yalnızca bir-iki gününü Doge’a ayıracağını savundu.
53 yaşındaki Musk, Tesla otomobillerinin boykot edilmesinden “kendisine ve Doge ekibine saldırmaya çalışan” kişileri sorumlu tutuyor.
Kaynak, Getty Images
Trump da bu ayın başlarında yaptığı bir açıklamada Musk’ı “elinde tutabildiği sürece” tutacağını söylemişti.
Trump’ın Çin’e uyguladığı gümrük vergileri de Tesla’yı ciddi şekilde etkiledi.
Şirketin ülke pazarında sattığı araçların montajı ABD’de yapılsa da yapım sürecinde Çin’de üretilen parçalara bağımlılık sürüyor.
Tesla’nın yılın ilk üç ayına ilişkin açıklamasında, tarifelerin olumsuz etkisiyle birlikte “değişen siyasi duyarlılıklara” da atıf yapıldı.
Tüm bunların yakın vadede talep üzerinde etkili olabileceği ifade edildi.
Elon Musk, Salı günü yaptığı açıklamada, Kuzey Amerika, Avrupa ve Çin’de yerel tedarik zincirleri kurmuş olmaları sayesinde tarifelerden en az etkilenen otomobil şirketi olduklarını söyledi.
Musk, “Daha yüksek tarifeler yerine daha düşük tarifeleri savunmaya devam edeceğim ama yapabileceğim tek şey bu” dedi.
Kaynak, Morteza Nikoubazl/NurPhoto via Getty Images
22 Haziran 2025
ABD’nin İsrail – İran çatışmasına fiilen dahil olması sonrası Tahran’ın karşılığının ne olacağı noktasında gözler İranlı yetkililere çevrildi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin “saldırganlıklarına bir yanıt alması gerektiğini” söyledi.
İran Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yayımlanan açıklamada Pezeşkiyan, “Ulusumuz asla zorbalığa ve baskıya teslim olmayacak ve saldırganlığa uygun şekilde yanıt vermesi doğaldır” dedi.
İran Devrim Muhafızları, saldırıları, uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek, “üzücü ve tahmin edilemez” bir karşılık verileceğini açıkladı.
İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı için İstanbul’da bulunan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin “kalın bir kırmızı çizgiyi aştığını” savundu.
Arakçi, bombalamaya, “Kendimizi koruma hakkımız çerçevesinde ihtiyaç duyduğumuz ve gerekli oranda cevap vermemiz gerekiyor” dedi.
Bakan bu yanıtın ne olacağı sorusuna, elimizde bir seçenek var yanıtını verdi.
Arakçi ancak karşılık sonrası diplomasiye dönülebileceğini de savundu.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi Pazartesi günü Moskova’da Vladimir Putin ile görüşeceğini de söyledi.
Kaynak, Elif Öztürk/Anadolu Ajansı via Getty Images
Rusya’dan ABD saldırısını kınayan bir açıklama yapıldı.
Arakçi’nin İstanbul’daki açıklamalarında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) da gündeme geldi.
“İran NPT anlaşmasına artık niye güvensin?” diye soran Arakçi’nin bu açıklaması sonrası Tahran’dan da anlaşmadan çekilmenin 10. madde bağlamında hakları olduğu kaydedildi.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi, İran’ın anlaşmaya taraf olan ülkeler arasında uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmiş tek ülke olduğunu söylüyor.
İran medyasındaki haberler, saldırı sonrası ilk hamlenin Hürmüz Boğazı’yla ilgili olduğuna işaret ediyor.
Reuters haber ajansı, Press TV’ye atıfla, boğazın kapatılması kararının parlamentodan geçtiği, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayına gönderileceğini aktardı.
BBC güvenlik muhabiri Frank Gardner, ABD saldırısına yanıt olarak İran’ın üç stratejik eylem yolu arasında seçim yapması gerektiğini söylüyor:
Hiçbir şey yapmama: Bu, İran’ı daha fazla ABD saldırısından koruyabilir. Hatta Tahran diplomatik yolu seçip ABD ile yeniden müzakere masasına oturabilir. Ancak hiçbir şey yapmamak, özellikle de saldırı durumunda “korkunç sonuçlar” doğacağı yönündeki uyarılar hatırlandığında, İran rejimini zayıf gösteriyor.
Tahran yönetimi halkı üzerindeki kontrolünün zayıflatma riskinin, daha fazla ABD saldırısının maliyetinden daha ağır bastığına karar verebilir.
Kaynak, Reuters
Sert ve hızlı bir misilleme: İran, halen önemli miktarda balistik füzeye sahip. Ortadoğu’da da hedef alabilceği yaklaşık 20 ABD üssünden oluşan bir liste var. Ayrıca, insansız hava araçları ve hızlı torpido botları kullanarak ABD donanmasına ait savaş gemilerine “sürü saldırıları” düzenleyebilir.
Kendi seçtiği bir zamanda misilleme yapmak: Bu, mevcut gerginliğin yatışmasını beklemek ve ABD üsleri artık maksimum alarmda olmadığında sürpriz bir saldırı başlatmak anlamına geliyor. İran ayrıca ABD’ye yardım ettiğini düşündüğü ülkeleri hedef alabilir ve bu da savaşın tüm bölgeye sıçraması riskini taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye saati ile sabah 05:00’te Amerikan halkına seslendi ve İran’daki üç nükleer tesisteki kapasitenin “tamamen yok edildiğini” söyledi.
ABD’nin bombalamasından birkaç saat sonra İran, İsrail’e doğru yeni bir füze dalgası başlattı. Tel Aviv’in bir bölümü ile kuzeydeki Hayfa şehrini vurdu.
Kaynak, Bloomberg via Getty Images
15 Haziran 2025
ABD doları, euro, Japon yeni ve İngiliz sterlini gibi gösterge para birimleri karşısında son üç yılın en düşük seviyelerine geriledi.
Daha zayıf bir dolar, ABD ürünlerini yabancı alıcılar için daha cazip hale getirirken aynı zamanda ABD içinde enflasyonist baskılar yaratıyor.
Bununla birlikte, daha zayıf bir dolar, ülkesinin imalat sanayisini yeniden canlandırma hedefini gerçekleştirmeye çalışan Donald Trump’a yardımcı olabilir.
Doların değeri, diğer para birimleri karşısında düşüşte.
Donald Trump’ın Ocak ayında Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana başlattığı ticaret savaşı nedeniyle artan gerilimin ortasında ABD para birimi zayıflıyor.
ABD’de sanayi faaliyetlerinin Mayıs ayında üst üste üçüncü ay gerilemesiyle euro, Japon yeni ve İngiliz sterlini gibi gösterge para birimleri karşısında son üç yılın en düşük seviyelerine yaklaştı.
Ve bu sadece Amerikalılar ya da ekonomilerini ABD dolarına bağlayan ülkeler için değil, daha geniş anlamda uluslararası ekonomi için de önemli.
Morgan Stanley, JP Morgan ve Goldman Sachs gibi bazı yatırım bankaları, Trump’ın ticaret savaşını tırmandırması ve dünyanın en büyük ekonomisinin potansiyel olarak zayıflaması nedeniyle doların daha da değer kaybedeceğini öngörüyor.
Kaynak, Getty Images
BBC’ye konuşan Meksika’daki BASE finans grubunun ekonomik analiz direktörü Gabriela Siller, “Dolar, Trump’ın ABD’nin itibarını aşındıran korumacı ve dengesiz politikaları nedeniyle düştü” diyor.
Siller’a göre Trump’ın kararları ABD’nin büyüme beklentilerini etkiliyor ve doları güvenli liman olarak kullanan diğer ülkeler için doların statüsü hakkında şüphe uyandırıyor.
Doların zayıflamasının doğrudan sonuçlarından biri, yabancı alıcılar için daha ucuz olması nedeniyle ABD ürünlerinin uluslararası pazarda daha rekabetçi hale gelmesi.
Öte yandan, ABD’ye giren ithal malların fiyatıysa artıyor.
Genel olarak, ABD’deki düşük faiz oranları, yatırımcılar ve banka tasarruf sahipleri için daha az cazip hale geldiğinden doların değer kaybetmesine yol açabilir.
Dolayısıyla, doların zayıflaması ABD Merkez Bankası’nı (Fed) faiz oranlarını düşürme konusunda daha isteksiz hale getirebilir.
Faiz oranlarını yükseltmek genellikle merkez bankaları için enflasyonla mücadele etmenin bir yoludur, çünkü bu eylem insanları daha az borçlanmaya ve daha az harcamaya iter.
Kaynak, Getty Images
Trump, Fed’e faiz oranlarını düşürmesi çağrısında bulundu.
Ancak Fed faiz oranlarını sabit tutarak doları desteklemeye karar verirse, bu karar ABD’deki enflasyonu sınırlamaya yardımcı olurken ABD para biriminin daha da değer kaybetmesini önleyebilir.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, birçok ekonomist doların son dönemdeki düşüşünün çok daha rahatsız edici bir şeyi yansıttığından endişe ediyor: ABD’ye olan inancın kaybolması.
Berkeley’deki California Üniversitesi’nden ekonomist Barry Eichengreen, Nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, “Küresel güven ve dolara olan bağımlılık yarım yüzyıl ya da daha uzun bir süre boyunca inşa edildi” diyor ve ekliyor:
“Ama göz açıp kapayıncaya kadar kaybolabilir.”
ABD yönetimleri on yıllardır güçlü bir doları teşvik ediyor.
Bu, ülkenin borçlanma maliyetlerini düşük tutmaya yardımcı oluyor ve jeopolitik açıdan ABD’nin yurt dışında bir güç imajı yansıtmasını sağlıyor.
Aynı zamanda İran, Rusya ve Venezuela gibi müttefik olmayan ülkelerin ABD para birimine erişimini sınırlandırarak bu ülkeler üzerinde baskı kurulmasına yardımcı oluyor.
ABD’deki ekonomik krizler sırasında bile dolara olan talep güçlüydü.
Ancak bazı analistler Trump yönetiminin olaylara farklı baktığına dikkat çekiyor.
Onlara göre Trump doların gücünü, teşvik etmek istediği ABD imalat devriminin önünde bir engel olarak görüyor.
Kaynak, Getty Images
Trump’ın bakış açısına göre zayıf bir dolar, imalat sektörünün ihtişamını geri kazanmasına yardımcı olacak ve destekçilerinin “ABD’nin altın çağı” olarak gördüğü döneme geri dönmesini destekleyecek.
Siller “Trump güçlü bir dolar istemiyor çünkü bu ithalatı arttırıyor” diyor.
Bu teoriye göre yerli üretimi canlandırmak, fabrika istihdamını yeniden tesis etmek, ihracatı artırmak, ülkenin devasa ve büyüyen ticaret açığını azaltmaya yardımcı olmak için ülkenin daha zayıf bir dolara ihtiyacı var.
ABD basını ve bazı ekonomistler, Trump’ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi Başkanı Stephen Miran tarafından önerilen ve “Mar-a-Lago Anlaşması” olarak bilinen bir planın doları zayıflatmak için kullanıldığını savunuyor.
Rezerv para birimi, bir ülkenin döviz rezervlerinin bir parçası olarak merkez bankaları veya yetkili kurumlar tarafından tutulan para birimlerine deniyor.
Günümüzde ABD dolarının yanı sıra euro, Japon yeni ve İngiliz sterlini rezerv para birimi olarak görülüyor.
Bunlar uluslararası işlemler, yatırımlar ve borç ücretlerinin ödenmesi için kullanılıyor.
“Mar-a-Lago Anlaşması” olarak adlandırılan anlaşmanın, doların dünyanın ana rezerv para birimi olma statüsünün bir ayrıcalık değil, ABD’de sanayinin yok olmasına neden olan maliyetli bir yük olduğu fikrine dayandığı iddia ediliyor.
Bu argümana göre dolara yönelik küresel talep, doların değerini artırarak ABD yapımı ürünleri daha pahalı hale getiriyor.
Bu da ticaret açıklarına yol açıyor ve ABD’li üreticilere ücret ve malzeme maliyetlerini düşürmek için üretimi yurt dışına taşımaları için nedenler sunuyor.
Kaynak, Bloomberg via Getty Images
Harvard Üniversitesi’nde ekonomi ve kamu politikası profesörü ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski baş ekonomisti Kenneth Rogoff, Project Syndicate’e yazdığı yazıda “Miran’ın planı her ne kadar akıllıca görünse de hatalı bir teşhise dayanıyor” diyor.
Rogoff, doların dünyanın birincil rezerv para birimi olarak rol oynamasına rağmen, “Amerika’nın süregelen ticaret açıklarına katkıda bulunan birçok faktörden sadece biri” olduğunu söylüyor.
“Ticaret açığının birçok nedeni varsa, gümrük vergilerinin her derde deva olabileceği fikri en iyi ihtimalle şüphelidir” diye de ekliyor.
Kaynak, Getty Images
Teorik olarak, hiçbir ABD başkanının doların diğer para birimlerine göre değerini kontrol etmediğini, çünkü döviz kurunun serbestçe hareket ettiğini belirtmek önemli.
Washington’un yasa koyucuları para biriminin değerinin geniş bir küresel döviz piyasası tarafından belirlendiği ve büyük yatırımcıların beklentilerine göre dolar alıp sattığı göz önüne alındığında, para biriminin yükselmesi ya da düşmesi için doğrudan müdahale edemiyor.
Ancak, ABD hükümetinin ekonomi politikası piyasaya sinyaller gönderiyor ve bu da doların değerinin ve faiz oranları gibi diğer kilit faktörlerin değişimini etkiliyor.
Tüm bunlar hassas bir dişli gibi çalışır ve bir dişlinin hareketi diğerlerini etkiler.
Nisan ayında Trump’ın sürekli değişen gümrük vergisi açıklamaları yatırımcı güvenini sarsmış ve hükümetin kendini finanse etmek için çıkardığı bir araç olan ABD tahvillerinin değerini düşürmüştü.
Bazı analistler bunun yapısal olmaktan ziyade geçici olduğuna inansa da, bu güven eksikliği dolar için iyi olmadı.
Mizuho Financial’da ekonomist olan Steve Ricchiuto, “Çin yuanı, Bitcoin ya da altın gibi başka hiçbir para birimi ya da varlık, tüm talebi karşılayacak kadar büyük değil. Şu anda başka bir alternatif yok” diyor.
Kaynak, Getty Images
ABD’li tüketiciler, hem gümrük tarifeleri hem de doların düşmesi nedeniyle ithal mallara daha yüksek fiyatlar ödeyecekleri için enflasyonda olası bir artışa karşı temkinli.
Ayrıca Trump’ın seçim vaadi olan yaşam maliyetlerini düşürme sözünü de hatırlıyorlar.
Ortada birden fazla faktör var: Trump’ın ticaret savaşı, önerdiği bütçe ve vergi indirimleri, enflasyon ve faiz oranları.
Wall Street tahminleri doların yeniden güç kazanmaktan uzak olduğunu gösterse de piyasalardaki belirsizlik şimdilik sürüyor.