28 Ağustos 2025 Perşembe
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Edebiyatta Coğrafyanın İzleri: Faruk Nafiz Çamlıbel ve Yaşar Kemal Üzerine Bir Bakış
Pankreas Kanserinde Erken Teşhis: Fekal Mikrobiyal Analizin Geleceği
Son Dakika: Küresel Piyasalar Sarsılıyor
İsrail ordusu, yardım kuyruğundaki Filistinlilerin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattı
Ortadoğu'da Barış Umutları
Kaynak, Bakr Al Kasem/Anadolu Ajansı/Getty Images
bir saat önce
Suriye’de Şam yönetimi ve ülkedeki farklı siyasi aktörler arasında gerilim yükseliyor.
İsrail’in Suriye toprakları içinde düzenlediği askeri operasyonların ardından Türkiye, merkezi yönetime desteği sürdüreceği mesajı verdi.
Suriye devlet televizyonu, İsrail askerlerinin 27 Ağustos gecesi başkent Şam yakınlarındaki Kisve bölgesindeki bir askeri üsse peş peşe saldırılar düzenlediğini aktardı.
Suriye Dışişleri Bakanlığı saldırılarda altı Suriye askerinin öldüğünü açıkladı.
Bir hükümet yetkilisi ise askerlerin İsrail’e ait “gözetleme ve gizli dinleme cihazları” bulduğunu, bu nedenle hedef alındıklarını söyledi.
AFP ve Reuters haber ajanslarına konuşan Suriyeli yetkililer İsrailli askerlerin operasyonunu doğruladı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, direkt olarak operasyonu doğrulamadı.
Ancak sosyal medyadan yaptığı paylaşımda askerlerin İsrail’in güvenliğini sağlamak için “Gece gündüz tüm muharebe bölgelerinde” görev aldığını söyledi.
İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İsrail’in hedef aldığı üssün İran destekli Hizbullah tarafından kullanıldığını öne sürdü.
SOHR, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail’in ilk kez bu kadar derin bir noktaya böyle bir operasyon düzenlediğini söyledi.
İsrail, Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana Suriye’de başkent Şam dahil birçok noktaya hava saldırıları düzenledi.
Bu süreçte merkezi yönetime bağlı güçlerle çatışmaya giren Dürzi milisleri desteklemek için Şam askerlerini hedef aldı.
İsrail askerleri ayrıca Suriye ile ateşkes hattındaki askerden arındırılmış bölgenin de bir kısmını işgal ederek Suriye’nin güneyinde askeri varlığını artırdı.
Merkezi yönetimi yeniden tesis etmeye uğraşan Şam’a bu süreçte Ankara’dan destek mesajları geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Ağustos’ta Malazgrit Zaferi kutlamaları sırasında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun, esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak. Kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak.
“Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise eninde sonunda kaybedecektir. Şunu da biliyoruz ki kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz.”
Suriye’ye dair bir açıklama da 28 Ağustos’ta Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) geldi.
MSB kaynakları basına yansıyan açıklamalarında Suriye’nin istikrarının Türkiye’nin güvenliğiyle “doğrudan bağlantılı” olduğunu vurguladı ve ekledi:
“Türkiye, Suriye hükümetinin kendi birlik ve bütünlüğünü korumak için alacağı her türlü tedbire destek verecektir.”
Türkiye, Suriye’de Kürt güçlerin etkin olduğu bölgelere geçmişte askeri operasyonlar düzenledi.
Şam güçleri ve Ankara’ya bağlı silahlı grupların son haftalarda bu bölgelere askeri yığınak yapmaya başladığı aktarılıyor.
Türkiye, bu bölgelerde etkin olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve “terör örgütü” olarak tanımlıyor.
Kuzeyde SDG ile Şam güçleri arasındaki tansiyon sürerken Batı’da Alevilerin yeni bir siyasi oluşum kurma hazırlığına girdiği iddia edildi.
SOHR’un “güvenilir kaynaklara” dayandırdığı haberine göre Suriye’de önde gelen Alevi kanaat önderleri “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi” (PCCWS) adlı bir oluşumu ilan etmeye hazırlanıyor.
SOHR’a konuşan kaynaklar, Lazkiye ve Tartus’un tamamını ve Humus ve Hama vilayetlerinin bir kısmını kapsayacak bu oluşumun “adalet, vatandaşlık ve insan haklarına saygı” çerçevesinde medeni ve seküler bir yönetim modeli kurmayı hedeflediğini söyledi.
Alevilerin yoğun yaşadığı bu vilayetlerde Mart’ta çatışmalar çıkmış, çoğu sivil yaklaşık iki bin kişi hayatını kaybetmişti.
Alevi grupların hamlesine dair haberlerden günler önce Dürzilerin önde gelen dini liderlerinden Şeyh Hikmet Hicri, 25 Ağustos’ta Suriye’nin güneyinde otonom bir Dürzi bölgesi kurulması çağrısı yaptı.
Temmuz’da Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda vilayetinde Dürzi milisler ve Bedevi aşiretler arasında silahlı çatışmalar çıktı.
Şam güçleri ve İsrail’in de müdahil olduğu çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Taraflar, ABD arabuluculuğunda 19 Temmuz’da ateşkes ilan etti.
Suriye’nin kuzeydoğusunu kontrol eden fiili Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Dış İlişkiler Komitesi Eşbaşkanı İlham Ahmed de BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamalarda ademi merkeziyetçi bir yönetim istediklerinin işaretlerini vermişti.
Suriye’deki tüm etnik grupların haklarının anayasada tanınmasını savunan Ahmed, yerel toplulukların ihtiyaçlarının karşılanması için yetki sahibi olmalarını sağlayacak bir modeli desteklediklerini belirtmişti.
Kaynak, Getty Images
27 Ağustos 2025
Benzinin litre fiyatına 27 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yaklaşık 1,2 lira zam yapıldı.
Peki Türkiye’de benzin ve mazot gibi akaryakıtların fiyatları nasıl belirleniyor?
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre, akaryakıt fiyatları en yakın erişilebilir dünya serbest piyasasına göre belirleniyor.
Bu da Akdeniz piyasasının oluştuğu İtalya’daki Cenova Borsası’nı işaret ediyor.
Bu borsadaki dolar/ton cinsinden fiyatlar, Türkiye’de Merkez Bankası’nın günlük açıkladığı kur üzerinden TL’ye çevriliyor.
Günlük yapılan hesaplamada çıkan fiyat değişiminin ortalaması yüzde 3’ün üzerindeyse ertesi gün zam; yüzde 3’ün altına inerse indirim oluyor.
Bu fiyatın üzerine Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarı ve küçük bir Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK) payı eklenerek rafineri çıkış fiyatı hesaplanıyor.
Bayilere dağılan ürünlerin fiyatına dağıtıcı ve bayi marjları eklendikten sonra yüzde 18 KDV uygulanıyor ve böylece pompa satış fiyatı oluşuyor.
Türkiye’de enflasyona bağlı vergilerdeki değişim akaryakıt fiyatlarını etkileyebiliyor.
BBC Türkçe‘nin sorularını yanıtlayan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ceyhun Elgin, “Örneğin 2025 başında ortalama benzinin litresi yaklaşık 46,3 TL, motorinin litresi yaklaşık 46,5 TL civarındaydı. 2025 Temmuz başında vergide yapılan enflasyona bağlı otomatik artış nedeniyle litre fiyatları 50 TL seviyesini geçti” diyor.
Buna ek olarak petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar da akaryakıt fiyatlarını etkileyebiliyor.
Petrol fiyatları arz ve talep dengesine ve jeopolitik gelişmelere göre değişiyor.
Örneğin Covid-19 pandemisi döneminde talebin düşmesiyle petrol fiyatları 2020’de son 18 yılın en düşük seviyesine gerilemişti.
Rusya ya da İran gibi petrol üreticilerini ilgilendiren savaşlarsa, arza dair belirsizlik endişelerini tetikleyip fiyatları yükseltebiliyor.
Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir. YouTube içerik reklam içerebilir
YouTube paylaşımının sonu
Ancak petrol fiyatlarındaki düşüşler her zaman Türkiye’de iç piyasaya yansımayabiliyor.
BBC Türkçe‘ye konuşan petrol ve doğalgaz Uzmanı Dr. Zeynep Eliz Yılmazel, bunun büyük ölçüde petrol üzerinden alınan vergilerden kaynaklandığını belirtmişti.
Yılmazel’e göre TL’nin dolar karşısında değer kaybetmesi de akaryakıt fiyatlarının artmasında etkili olabiliyor.
Enerji Bakanlığı verilerine göre Türkiye petrol ihtiyacının yüzde 100’e yakınını ithal ediyor.
Mazot, benzin gibi, ham petrolün damıtılmasıyla elde ediliyor ancak dizel motorlu araçlarda yakıt olarak kullanılıyor. Halk arasında motorin olarak da biliniyor.
Mazot bireysel ve ticari araçlar ve tarım makineleri gibi birçok alanda yaygın olarak tercih ediliyor.
Türkiye’de mazottan benzine göre daha düşük ÖTV alınıyor.
2025 başında benzinden alınan ÖTV litre başına 11,98 TL iken; mazot (motorin) için bu miktar 11,23 TL’ydi.
Kaynak, Getty Images
Buna karşın Türkiye’de bir süredir mazot fiyatları benzin fiyatlarından daha yüksek seyrediyor.
Prof. Dr. Ceyhun Elgin, bunun Türkiye’nin “iç piyasada motorin açığı olan bir ülke” olmasıyla bağlantılı olduğunu söylüyor:
“Rafineriler benzin talebini karşılayacak kadar üretim yapabilse de motorin talebinin önemli bir kısmı ithalatla karşılanıyor.”
Prof. Dr. Elgin, ithal edilen işlenmiş motorin dövizle alındığı için kur yükseldikçe motorinin TL cinsinden maliyetinin de arttığını söylüyor.
Ekonomi profesörü, vergi avantajının bile ithalat maliyetini telafi edemediğini ve pompa fiyatının benzinden yüksek seyrettiğini belirtiyor.