Last Updated on Ocak 9, 2026 by cegamedya
Tarih kitapları genellikle şehirleri taş binalar ve surlarla anlatır. Ancak 1739 yılında Diyarbakır Eyaleti’nde kurulan bir idari birim, bildiğimiz tüm kaza tanımlarını altüst etti.
Osmanlı Devleti’nin konargöçer Türkmen aşiretlerini yönetmek ve mali düzeni sağlamak için hayata geçirdiği ”Kaza-yı Karakeçülü” modelinin Diyarbakır ile Siverek arasında mekik dokuyan devasa bir ”Obalar Birliği” olduğu kaydediliyor.
DİYARBAKIR’IN ”YÜRÜYEN ŞEHRİ”
Osmanlı arşivlerinden çıkan belgeler, bu ilginç yapının neden kurulduğunu açıkça ortaya koyuyor: Mali Zaruretler.
Dağınık halde yaşayan ve sürekli yer değiştiren Karakeçili aşiretinden vergi toplamak imkânsız hale gelince, devlet ”kaza” kavramını aşiretin ayağına götürdü.
Kaza-yı Karakeçülü’nün sabit bir hükümet konağı yoktu; kaza başkanı mührü nerede basarsa, kaza merkezi orası oluyordu.
Yazın Karacadağ’ın serin yaylalarında, kışın ise Siverek ve Viranşehir ovalarında yaşayan bu halk, o dönemde Diyarbakır Valiliği‘ne bağlı ”yürüyen bir şehir” gibi hareket ediyordu.
KAYI BOYUNUN DOĞU MİRASI
Karakeçililer sadece bir aşiret değil, Osmanlı Hanedanı ile aynı soydan, yani Kayı Boyu’ndan geliyordu.
Arşivlerde bu bağ sebebiyle kendilerinden ”Akraba-i Taallukat” (Sarayın Akrabaları) olarak bahsedildiği ifade ediliyor.
Bu ayrıcalıklı konumun, onlara kendi kadılarını ve yöneticilerini seçme imkânı tanıyan bir tür ”özerklik” sağladığı belirtilerek, yıllar sonra Sultan II. Abdülhamid‘in, en güvendiği birliği olan ”Ertuğrul Alayı”nı bizzat bu bölgedeki Karakeçili gençlerinden kurduğu da belirtiliyor.
VERGİ KAYNAĞI, BÖLGE JANDARMASI
Arşiv kayıtlarında, ”Kaza-yı Karakeçülü”nün kurulmasının sadece vergi odaklı olmadığı belirtilerek, devletin, Karakeçililere bölgenin asayişini sağlama görevini de verdiği anlatılıyor.
Disiplinli süvari birlikleri gibi hareket eden bu Türkmenlerin, Diyarbakır’ın hem ekonomik can damarı hem de güvenliğinin sigortası olduğu ifade edilerek, bu idari yapı sayesinde Karakeçililerin, yerleşik hayata geçmeye zorlanmadan kendi geleneklerini, dillerini ve öz kimliklerini yüzyıllarca korumayı başardıkları kaydediliyor.
BUGÜNÜN KARAKKEÇİLİLERİ
Kırıkkale’deki Karakeçili ilçesi ile Diyarbakır Karacadağ hattındaki köylerin, aslında aynı büyük ağacın dalları olduğu belirtiliyor.
Diyarbakır’ın Çınar ve Bağlar ilçeleri ile Şanlıurfa–Siverek hattındaki yüz binlerce Karakeçilinin, bugün hala o ”Obalar Birliği”nin fertleri olduğu kaydedilerek, bölgedeki yerel kültürle harmanlanmış olsalar da, şecerelerinin hala Ertuğrul Gazi’nin soyuna ve 1739’daki o efsanevi ”Kaza-yı Karakeçülü” modeline dayandığı ifade ediliyor.
KARAKEÇİLİLER ADI NEREDEN GELİYOR ?
Görsel yapay zeka tarafından hazırlandı
Karakeçililerin meşhur ”Kara Çadırları”, besledikleri kara keçilerin kıllarından dokunur. Bu çadırlar yağmuru geçirmez ve yazın serin tutar. Halk, beslediği hayvandan ve barındığı çadırdan dolayı zamanla ”Karakeçililer” olarak anılmaya başlanmıştır.Kara rengi, Türk mitolojisinde ve eski devlet geleneğinde ”kuzeyi”, ”gücü” ve ”soyluluğu/büyüklüğü” temsil ediyor.
Kaynak: Prof. Mehmet Salih Erpolat Diyarbakır Dicle Üniversitesi / T.C. Devlet Arşivleri’ndeki 18. yüzyıl ma
1
Diyarbakır’da iki uzman çavuş tutuklandı: İşte nedeni
80 kez okundu
2
Amedspor – Keçiörengücü maçının biletleri satışta
63 kez okundu
3
Kayıp olarak aranan yaşlı adam ölü bulundu
59 kez okundu
4
Amedspor’a Kürtçe slogandan ikinci ceza
55 kez okundu
5
Diyarbakır’da mola verdi: Bisikletle Japonya’ya gidecek
55 kez okundu