Last Updated on Haziran 7, 2026 by EDİTÖR
Eğitim Sen Adana DEK Grubu, 18 binden fazla öğrenciyi kapsayan araştırmasında eğitimdeki eşitsizlikleri, yoksulluğun öğrenciler üzerindeki etkilerini ve okulların mevcut durumunu ortaya koydu. “Nasıl Bir Eğitim?” başlıklı rapor, mevcut eğitim sistemini analiz ederken “Doğa-Kişi-Toplum için Demokratik Eğitim” modelini alternatif bir öneri olarak sunuyor.

Raporu hazırlayanlar arasında olan Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, Amida Haber’e konuştu. Gümüş, “Eğitimin temel sorunu kapitalizme artık birikim sağlamak. Bugün eğitim yapmıyoruz, öğretim yapıyoruz. Yapılan öğretim de kapitalizmin, ana din ya da mezhebin, bir çıkar grubunun devamını sağlayan araçsallaştırılmış bir öğretim. Bireyi, toplumu ve doğayı bir varlık alanı olarak kabul etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla doğa için kişi ve toplum için eğitim olmalı” dedi.

26 okulda 18 bin 316 öğrenci ile hazırlanan raporda; yoksulluğun, çocuk işçiliğinin ve okulların alt yapısındaki eksikliklerin derin izleri ortaya çıktı. Raporda öğrenci ailelerinin yüzde 90’ı yoksulluk sınırı altında yaşarken çocukların yüzde 40’ı düzenli bir şekilde günlük harçlık alamıyor.
Öte yandan rapora konu olan okulların yüzde 69.2’sinde asansör yok. Asansör bulunan ve işlevsel olan okulların oranı da yüzde 23.1.

Seçmeli dersler ise kağıt üzerinde. Okulların yüzde 83.3’ünde ikinci bir yabancı dil seçeneği hiç sunulmuyor, meslek liselerinin hiçbirinde ise ikinci bir yabancı dil seçeneği hiç yok. Rapora göre okulların yüzde 26.1’inde ders dışı dini etkinlikler yapılıyor, İmam Hatiplerin ise tümünde ders dışı dini etkinlik gerçekleştiriliyor.
Çoğunlukla ana dili Türkçe, Kürtçe veya Arapça olan öğrencilerden oluşan bu okulların yüzde 90.5’inde ana dili eğitimi seçeneği hiç sunulmuyor. Verilere göre okulların yüzde 77.8’inde bu öğrenciler öğrenme güçlüğü yaşıyor.
Aile yoksullaştıkça çocukların MESEM’lere kayıt olması artarken MESEM’lere kayıtlı çocukların yarısı 5-6 gün çalışarak yüzde 66’sına da fazladan mesai yaptırılıyor.

Raporu hazırlayan grubun içerisinde yer alan Prof. Dr. Adnan Gümüş, eğitimde amacın doğru konulması gerektiğini ifade ederek “Eğitimin amacı da bireysel ve toplumsal düzeyde; nasıl bir kişi yetiştireceğiz, nasıl bir toplum olacağız, dünyayla nasıl bir uyum içinde yaşayacağız sorularını karşılamalı. Bireyi, toplumu ve doğayı bir varlık alanı olarak kabul etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla doğa için kişi ve toplum için eğitim olmalı” dedi.
Eğitimin aracılığı ile bireyin, toplumun ve doğanın araçsallaştırılmaması gerektiğini ifade eden Gümüş, “Şu anda milli eğitim ve dünyadaki eğitimde temel sorun, kapitalizme artık birikim sağlaması. Okulu; kişiyi veya toplumu bir meslek edinsin, birikime-büyümeye aracılık etsin diye konumlandıramayız. Eğitim, kişinin yetilerini geliştirme sürecidir. Yeti kazandırmayan bir şey eğitim değildir. Birlikte yaşamamızın, kendini gerçekleştirmenin yetileri kazanılacak ancak bugün eğitim adına yapılanlar eğitim değil. Çünkü eğitim olumlu amaca yönelik olur. Kişiye, topluma zarar veren bir şey eğitim değildir. Bugün eğitim yapmıyoruz, öğretim yapıyoruz. Yapılan öğretim de kapitalizmin, ana din ya da mezhebin, bir çıkar grubunun devamını sağlayan araçsallaştırılmış bir öğretim. Bu şekilde hayatımızı mahvediyoruz” diye konuştu.
Gümüş, bu şekilde sürdürülen eğitim sisteminde, şiddet eğilimlerinin çoğaldığına dikkat çekerek, “Kişiler diğer bireyleri kendisinin istediği şeyin aracı olmasına zorluyor ve varlık hakkını ortadan kaldırmaya çalışıyor daha sıkışırsa vuruyor öldürüyor” dedi.
Eğitimde ana dil sorunu da değinen Gümüş, “Bizim amacımız kişinin kendi potansiyellerini geliştirmesiyse bir kere doğduğu dil, anne babasından edindiği dil o çocuğun edindiği bir yetisi. Bir kere bu dile saygı göstermemiz ve dilin potansiyellerini geliştirebilmesi için de her türlü olanağı sunmamız gerekiyor. Amaç kişiyse hangi dil olduğu önemli değil Arapça, Kürtçe, Türkçe, Almanca, Moğolca… Bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan bireyin dil gelişimini gerçekleştirebilmesi ve yaşayabilmesi. Amaç kişi ve toplum ise farklı anadillerin yasaklanmasını ya da engellenmesini bırakın potansiyellerin daha da geliştirilmesi gerekiyor. Onun dışında komşu dillerin de edinilmesinin önü açılmalı. Birbirimizin dillerinden toplumun nasıl geliştirileceğine odaklanılması gerekiyor. Eğer ana amaçları doğru koyarsak o amaçların gerektirdikleri de kendiliğinden oluşmaya başlar. Eğitim bir şeyi yok sayma, bir potansiyeli görmezden gelme ya da engelleme değildir.
Gümüş, eğitimde sorulması gereken temel noktayı şöyle işaret etti: “Bakanlığın yaptığı tüm çalışmalarda temel kaygı ve sorumuz şu: Bunlar kişiyi, toplumu, doğayı mı amaç görüyor yoksa; kendi iktidarları, mezhep-tarikat anlayışları, maddi beklentileri, iktidarda kalma arzuları için mi bir reform değişikliği yapıyor? Bu soru çok temel bir soru. Bu değişiklikler yapılırken ‘Eğitim amacıyla mı yoksa eğitimi araçsallaştırma amacı ile mi yapılıyor’ diye sormalıyız. Kişiler ve toplumda yaşanan sorunların çözümü için başta Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere birçok kurum eğitimin ana amaçlarına geri dönmeleri gerekir. Dayatmayı bırak kendileri de kendi yanlışlarını düzeltmeli.”
1
Yasa dışı bahis soruşturmasında iddianame tamamlandı
170 kez okundu
2
Amedspor – Keçiörengücü maçının biletleri satışta
136 kez okundu
3
Siirt'te ağır yaralanan motosiklet sürücüsü can verdi
116 kez okundu
4
Diyarbakır’da iki uzman çavuş tutuklandı: İşte nedeni
114 kez okundu
5
Amedspor’a Kürtçe slogandan ikinci ceza
104 kez okundu