04 Kasım 2026 Çarşamba
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
İç ve Dış Siyasette Tarafgâh Değil, Objektif Kalabilmek - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
MEB’in Zazaca kararında bilimsel gerekçe bekleniyor - Aziz Yağan
Untitled
Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nı kaybettikten sonra odasına çekilip eşi Eva ile birlikte intihar etmişti.
Bugün Beyaz Saray’daTrump’la görüşecek ise günümüzünHitler’i olanNetanyahu.Trump, 7 Nisan’daki görüşmede Türkiye’yi şikâyet edenNetanyahu’yu “Makul ol Bibi” diye uyarmıştı.
Bugün gerçekleşecek olan görüşme Gazze’de ateşkesin sağlanması açısından büyük önem arz ediyor. Bu kez ateşkesin ötesinde bir plan söz konusu. Gazze’ye yönelik bir yönetim öngörülüyor.
Trump, CumhurbaşkanıErdoğan’ın da aralarında yer aldığı İslam ülkeleri lideriyle görüşmeden önce plan ilginç bir şekilde İsrail basınına sızdırıldı. Önce belirli maddelerine ulaştığımız 21 maddeden oluşanTrumpplanı ortaya çıktı.
OLUMLU HAVA
Trumpbu planıNetanyahuile görüşmeden önce bir olumlu bir de olumsuz gelişme yaşandı.Trump’ınNetanyahuile bir araya gelmeden önce İslam ülkeleri temsilcileriyle plan üzerinde görüşmelerde bulunması önemliydi.Trump, gömleğin ilk düğmesini doğru ilikledi. BM toplantısında protesto edilenNetanyahu’nun yaşadığı şok… Tam aksine BM toplantısına Filistin’in damgasını vurması ise Gazze lehine bir konjonktür oluşturdu. BunlarTrump’ın elini güçlendiriyor.
KÖTÜ OLAN
Kötü olan ise İsrail kabinesindeki soykırımcı ekibin harekete geçmesi. Hitler kabinesinin artıkları olan Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in, Savunma Bakanı Katz’ın, Dışişleri Bakanı Saar’ın ateşkese karşı savaş açmaları. Üç bakan, hükümeti yıkmakla tehdit ediyorlar. Şahin bakanların hükümeti tehdit etmeleri sizi yanıltmasın; Netahyahu onları kullanıyor. Bu danışıklı dövüş.
Trumpplanının önündeki ikinci engel iseNetanyahu’dan kaynaklanan sorunlar. Yolsuzluktan dolayı hapis cezasına çarptırılması beklenenNetanyahu, savaşı uzatarak cezaevine girmekten kurtulmaya çalışıyor. Bunun için iktidarda kalması gerekiyor. Ateşkesin önündeki ciddi engellerden biri bu.

BEYAZ SARAY’I KAPATIN
Hepimiz de biliyoruz ki bu olayNetanyahuolayı değil,Trumpolayı. Sorun İsrail değil, ABD. ABD BaşkanıNetanyahu’yu ateşkese ikna edemiyorsa Beyaz Saray’ı kapatıp kapısına da kilit vurmak gerekiyor. Çünkü bir anlamı kalmaz.
Trump’ın planına İslam ülkelerinden vize çıktı.
Hamas ateşkes anlaşmasını kabul etti. Hamas Gazze’de İslam ülkelerinden oluşacak barış gücünü ve Gazze’nin yönetiminden çekilmeyi kabul etti.TrumpBM konuşmasında Hamas’ın şimdiye kadar geliştirilen ateşkes önerilerini reddettiği yalanını söyledi, ama Hamas hep yapıcı oldu. Ateşkesi bozanNetanyahu’ydu. Hamas, bu kez de ön aldı.
LİDERLİK TESTİ
Bugün Amerikan Başkanı liderlik testinde.
Bugün Beyaz Saray mı kazanacak, yoksa Tel Aviv mi?
BugünTrump’un dediği mi olacak,Netanyahu’nun istediği mi?
Bugün bunun sınavı yapılacak.
TrumpyineNetanyahu’ya söz dinletemezse; o zaman karizmayı fena halde çizdirecek demektir.
Karikatürlere, fıkralara konu olur.
Ama yumruğunu masaya vurur ve planını kabul ettirirse liderliğini tescil ettirmiş olur.
‘Şimdiye kadar 7 savaşı önledim’ demişti, bu önlediği gerçek bir savaş olur. İşte o zaman Nobel’i düşünebilir.
Beyaz Saray’daki görüşmeyi dikkatli bir şekilde takip edeceğim. Bakalım bilek güreşinde kim galip gelecek?
ÖZGÜR ÖZEL YERİN DİBİNE BATARMIŞ
CumhurbaşkanıErdoğan’ın ABD ziyareti, son dönemlerin en başarılı geçen ziyaretlerinden biriydi. BM’de Gazze’nin sesi oldu. Filistin konulu toplantıda ise ABD BaşkanıTrump’la birlikte oturmaları Türkiye’ye verilen önemin bir göstergesiydi. Beyaz Saray’daki görüşme ise tam anlamıyla 10 numaraydı.
Donald Trumpgörüşmenin ardından bir video klip yayınladı. Hem CumhurbaşkanıErdoğan’a hem Türk heyetine gösterilen ilgi gözleri kamaştırdı. Batılı birçok liderin bu sahneleri kıskanarak izlediğinden kuşkum yoktur.Trump, CumhurbaşkanıErdoğan’la ilgili çok olumlu ifadeler kullandı.TrumpbunuNetanyahu’nun yüzüne karşı da söylemişti.
Trump, suikastla ortadan kaldılırıp, yatak odası basılıp demir parmaklıkların arkasına atılıncaErdoğanyanındaydı.Erdoğanvefa insanıdır. Liderlerini sırtından hançerleyenler onu anlamaz. Avrupalı liderler ise ABD’deTrump’a karşı seçim kampanyası yürüttüler. Onların yeri Beyaz Saray’da masanın karşısına dizilmek,Erdoğan’ın yeri ise el üstünde tutulmak oldu.
NETANYAHU MİÇOTAKİS ÖZGÜR ÖZEL
CumhurbaşkanıErdoğan’ın gördüğü ilgiNetanyahu’yu rahatsız etti. Yunanistan BaşbakanıMiçotakisde huzursuz oldu. Onları anlıyorum da CHP Genel BaşkanıÖzgür Özel, Türkiye’nin övülmesinden dolayı neden rahatsız oldu?
Özgür Özel, “Trump beni o kadar övse yerin dibine girerim” dedi.Özgür Özelyerine dibine girmek istiyorsaTrump’ın övmesine gerek yok.
Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet davalarına kefil olduğu için yerine dibine girebilir.
Özgür Özel, “Sütte leke var, Ekrem İmamoğlu’nda leke yok” dedikçeEkrem İmamoğlu’nun ekibi itirafçı olup yaptıkları rüşvet ve yolsuzluk çarkını anlatıyorlar.
Adına da “Eko sistem” denildi. Bundan dolayı yerin dibine girebilir.
Manavgat’taki baklava kutusundaki Euro’ları savunduğu için de yerin dibine girebilir.
Şaibeli bir kurultay sonucunda CHP’nin genel başkanlığına oturduğu için yerin dibine girebilir.
O nedenleÖzgür Özel’in yerin dibine girmek içinTrump’ın iltifatlarına ihtiyacı yok.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, ülkeler arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını söyledi. Bu müstesna dönemin arifesinde düzenlenen bu etkinlik için Amerika-Türkiye İş Konseyi’ne ve Amerikan Ticaret Odası’na teşekkür eden Erdoğan, “Değerli dostum, Başkan Trump’la samimi ve istisnai diyaloğumuzun katkısıyla münasebetlerimizin her alanında önemli ilerlemeler kaydettik, kaydediyoruz. Sayın Trump’la geçtiğimiz yıl Washington’daki görüşmemizin ardından kendisinin temmuz ayında Ankara’yı ziyareti köklü müttefiklik ilişkilerimizi en açık tabiriyle teyit etmiş, pekiştirmiştir. Yeni bir soluk kazandırmıştır.” ifadesini kullandı.
Bu ziyaretler vasıtasıyla bir yandan ilişkilerin ikinci yüzyılına kapıyı aralarken, diğer yandan birçok konuda somut ilerlemeler sağlamak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bölgemizde ve dünyada karşı karşıya bulunduğumuz çatışmalar, savaşlar ve krizler, Türkiye ile Amerika’nın yakın diyalog içinde olmasını gerektiriyor. Amerika’yla tesis ettiğimiz diyalog ve eşgüdüm sayesinde Orta Doğu başta olmak üzere Afrika’dan Asya’ya küresel etkilerine tanık olduğumuz birçok meselede ülkelerimiz için olumlu neticeler alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi artırarak bunu sürdürmekte kararlıyız. Bu noktada şu hususun altını öncelikle çizmek istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri ile stratejik münasebetlerimizi ekonomik ve ticari ilişkilerimizden asla ayrı düşünemeyiz, düşünmüyoruz. Tam tersine bugün ticaret alanındaki ilişkilerimiz, siyasi münasebetlerimizi destekleyen ve ilerleten unsurların başında geliyor.
Dünyadaki ekonomik ve siyasi dalgalanmalara rağmen ticaret hacmimiz son 10 yıldır ikiye katlanmış durumda. 2025’te 38 milyar doları aşan ikili ticaretimiz bu yılın ilk sekiz ayında 28 milyar dolara ulaştı. Sene sonunda 40 milyar dolarla 2025’in rakamını geçeceğimiz anlaşılıyor. Başkan Trump’la birlikte belirlediğimiz 100 milyar dolar ticaret hedefini son derece gerçekçi ve ulaşılabilir buluyorum. Ancak çabalarımızı biraz daha artırmamız gerekiyor. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Türkiye dünyanın en stratejik coğrafyasının kalbinde yer alan bir ülkedir. Son dönemde etrafını saran krizlere ve çatışmalara rağmen istikrar adası kimliğini korumuş, hatta güçlendirmiştir.”
“Ciddi potansiyel barındıran birçok bölgeyle güçlü bağlara sahibiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den Irak’a, Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya kadar ciddi potansiyel barındıran birçok bölgeyle güçlü bağlara sahibiz. Bu bağlardan kazan-kazan anlayışıyla en etkili şekilde istifade ediyoruz.” dedi.
Türkiye’nin ekonomiye dair hemen her başlıkta son 24 yılda ciddi başarılar elde ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Göreve geldiğimizde 236 milyar dolar seviyesinde milli geliri olan Türkiye, bugün 1,8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı. 3 bin 600 dolar olan kişi başına düşen gelirimiz 2026 sonu itibarıyla inşallah 20 bin doları aşacak.” ifadesini kullandı.
Son 24 yılda ülkeye çektikleri doğrudan yabancı yatırım miktarının 300 milyar dolara yaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023’te yaşanan deprem felaketinin şehirlerde açtığı yaraları kısa sürede sarmayı başardıkları anımsattı.
Sadece üç yıl gibi bir sürede enkazları kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Şehirlerimizi sıfırdan tekrar inşa ettik, deprem bölgesini dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek 455 binden fazla konutu tamamlayıp, depremzedelerimize teslim ettik. Tüm bu rakamlar, tüm bu başarılar aslında bizlere şunu gösteriyor, Türkiye ekonomisi güçlü şoklara karşı dirençli bir ülkedir. Türkiye’ye yatırım yapan hep kazançlı çıkmıştır. Türkiye, kendisine güveneni hiçbir zaman yarı yolda bırakmamıştır. Şimdi bu güçlü zemin üzerinde yeni bir yatırım hamlesi başlatıyoruz.”
“Aşmamız gereken engeller, atmamız gereken adımlar var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, nisan ayında açıkladıkları yatırım programıyla dünyanın en rekabetçi teşvik paketlerinden birini hayata geçirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Ülkemizde yatırım yapanlar için Kurumlar Vergisi’ni yüzde 25’ten, yüzde 12,5’e indirdik. İstanbul Finans Merkezi’yle belirlenen endüstri bölgelerinde transit ticaretten elde edilen kazançları Kurumlar Vergisi’nden muaf tuttuk. Bu imkanı ilk kez Türkiye geneline de taşıdık. Yatırımcılara diyoruz ki ‘gelin operasyonlarınızı Türkiye’den yönetin’. Elbette bu süreçte iş konseyi ve ticaret odasına görevler düşüyor. Sizlerden, Türkiye’nin sunduğu fırsatlardan faydalanmaları için Amerikalı yatırımcıları teşvike devam etmenizi bekliyoruz. Hamdi (Ulukaya) seni bekliyoruz. Bu teşviklerimizin sadece ticaretimize değil, ülkelerimiz arasındaki siyasi münasebetlere de büyük katkı yaptığını görüyorum. Ancak önümüzde daha yürümemiz gereken uzun bir yol var. Bu yolda aşmamız gereken engeller, atmamız gereken adımlar var.”
“Amerika’yla işbirliğimizi derinleştirmemiz ortak faydamıza olacaktır”
“Amerika ile nükleer ve LNG dahil enerji, sivil havacılık, yüksek teknoloji gibi alanlarda tesis ettiğimiz işbirliğini ileriye taşımaya hazırız.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ortaklığımızın geleneksel olarak en güçlü alanlarından biri olan savunma sanayiinin gerek ikili gerek NATO bünyesinde geliştirilmesi zaruridir. İki müttefik arasında zaten hiç olmaması gereken engelleri artık geride bırakarak yeni bir ivme yakalamak istiyoruz. Bu noktada şunu da belirtmek durumundayım. Türkiye yaptığı atılım ve hamlelerle savunma sanayinde artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören bir aktör haline gelmiştir. Bundan 20 yıl önce senede sadece 248 milyon dolar savunma ihracatı yapıyorken, bugün 10 milyar dolardan fazla ihracat yapar seviyeye geldik. Küresel savunma malzemeleri ihracatındaki payımız 5 yıl önceye kıyasla yüzde 120’nin üzerinde arttı. Artık firmalarımız sahip oldukları donanım ve inovasyonla Amerika’da yatırım yapar seviyeye ulaştı. Çok yakında savunma sanayi ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğimize inanıyorum. Amerika’yla işbirliğimizi ortak üretim imkanları dahil çok boyutlu şekilde derinleştirmemiz, ortak faydamıza olacaktır.”
“İlişkilerimizin daha da güçlenmesini temenni ediyorum”
Türkiye-Amerika işbirliğini çok daha ileriye taşımaya yönelik çabalarında, programda bulunan kongreden, iş ve akademik çevrelerden, kültür-sanat dünyasından Amerikalı dostlarının katkılarını takdirle karşıladıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Amerika’da yaşayan vatandaşlarımızın bir yandan ülkemizde bağlarını korurken, diğer yandan Amerika’nın toplumsal dokusuna güçlü biçimde entegre olmalarından memnuniyet duyuyoruz. Türk-Amerikan toplumu bünyesinden siyaset, iş, bilim, kültür, sanat, spor ve diğer alanlarda temayüz etmiş vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz. Sizlerden başarılarınıza yeni başarılar eklemenizi bekliyoruz. Türkiye ile Amerika arasındaki güçlü bağların ve müttefiklik hukukunun diplomatik ilişkilerimizin ikinci yüzyılında daha da güçlenmesini temenni ediyorum.”
Programda, ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya tarafından günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim edildi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin toplam ihracatı aynı dönemde yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara çıktı. Tarım sektörünün toplam ihracat içindeki payı ise yüzde 12,9 olarak hesaplandı.
Tarım sektöründe faaliyet gösteren 10 alt sektörden 3’ü, ocak-eylül döneminde tüm zamanların en yüksek ihracat rakamlarını kaydetti.
YAŞ MEYVE VE SEBZE İHRACATI YÜZDE 42,2 ARTTI
Yılın ilk 9 ayında yaş meyve ve sebze ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42,2 artarak 3 milyar 170 milyon dolara ulaştı.
Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı yüzde 8 artışla 3 milyar 84 milyon dolara yükselirken tütün ihracatı yüzde 15,4 artarak 929,6 milyon dolar oldu.
Diğer tarım ürünlerinde ise farklı oranlarda değişimler kaydedildi. Fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 20 artışla 1 milyar 921 milyon dolara yükselirken hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yüzde 1,7 azalarak 8 milyar 880 milyon dolara geriledi.
Kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 7,5, zeytin ve zeytinyağı ihracatı ise yüzde 28,2 düşüş gösterdi.
İHRACATTA IRAK, RUSYA VE ABD ÖNE ÇIKTI
Rekor ihracat gerçekleştiren sektörlerin en fazla dış satım yaptığı ülkeler arasında Irak, Rusya ve ABD yer aldı.
Yaş meyve ve sebze sektörü Irak’a 842 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Rusya’ya ihracatı 398,1 milyon dolara ulaşırken tütün sektörünün ABD’ye dış satımı 157 milyon dolar oldu.
İLLERE GÖRE TARIM İHRACATI
İhracat rakamları iller bazında incelendiğinde yaş meyve ve sebze sektöründe Mersin 880,2 milyon dolarla öne çıktı.
Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe Muğla’dan 814,6 milyon dolarlık ihracat yapılırken tütün sektöründe İzmir’in dış satımı 677,9 milyon dolar olarak kaydedildi.
TARIM ÜRÜNLERİNİN İHRACAT PERFORMANSI
TİM verilerine göre bitkisel ürünler ihracatı, 2026’nın ocak-eylül döneminde yüzde 5,5 artarak 18 milyar 251 milyon dolara ulaştı. Hayvansal ürünler ihracatı yüzde 8 artışla 3 milyar 84 milyon dolara yükseldi.
Ağaç ve orman ürünleri ihracatı ise yüzde 0,8 azalarak 5 milyar 800 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece tarım sektörünün toplam ihracatı, farklı alt sektörlerdeki artış ve düşüşlere rağmen 27,1 milyar dolarla rekor seviyeye çıktı.
Şeyh Edebali Kimdir, Nerelidir?
Şeyh Edebali Osmanlı’nın kuruluş döneminde yaşamış olan bir din bilginidir. Osmanlı devletinin fikir babası olarak da bilinen Şeyh Edebali’nin 1206 senesinde doğduğu tahmin edilir. Ahi şeyhi Osman Gazi’nin hocası ve aynı zamanda kayınbabası olan Şeyh Edebali aynı zamanda Rabia bala Hatun’un da babasıdır. 1326 senesinde Bilecik’te vefat etmiş olan Şeyh Edebali’nin 120 sene yaşadığı düşünülmektedir.
Bilecik’te vefat etmiş olan Şeyh Edebali kendi dergahının zikir odasına da gömülmüştür. Şeyh Edebali’nin iç çocuğu vardır ve Osman Gazi’nin de kayınpederidir. Yetiştirmiş olduğu Dursun Fakih de Osmanlı devletinin ilk kadısı olmuştur.
Aslen Karamanlı olan Şeyh Edebali eğitimini Hanefi fıkıhçısı olan Necmeddin ez-Zahidi’den almıştır. Sonrasında ise Şam’a gitmiş ve dönemin en meşhur alimlerinden dersler almıştır. Hayatı boyunca İslam hukuku, tefsir ve hadis alanlarında da uzmanlaşmıştır.
Şeyh Edebali’nin Özelliği Nedir?
Şeyh Edebali bir bilgindir ve Osmanlı Devletinin kuruluş zamanında yaşamıştır. Bu sebeple Osmanlı devletinin fikir babası olarak kabul edilir ve Osmanlı devleti için oldukça önemli bir bilgindir. Osmanlı devletinin ilk müftüsü ve ilk kadısı olarak da bilinen Şeyh Edebali ayrıca Osman Gazi’nin de hocasıdır.
Birçok isme hocalık yapmış olan Şeyh Edebali kendi eğitimini de dönemin en iyi ve en ünlü hocalarından almıştır. Şeyh Edebali Osmanlı devletinin önemli bir bilginidir ve İslam hukuku alanında da uzmanlaşmıştır.
Şeyh Edebali Nerede Yaşamıştır Ve Türbesi Nerededir?
Şeyh Edebali Eskişehir’in yakınlarında olan ve o zamanki adı ile İtburnu köyü olan yerde yaşamıştır. Bilecik’te bir dergah yaptırmış ve yaptırmış olduğu bu dergahta Osman Gazi’yi de birçok kez misafir etmiştir. Bilecik ve Eskişehir’de Şeyh Edebali adına birçok türbe de yaptırılmıştır. Vefat ettikten bir ay sonra kızı, dört ay geçtikten sonra da damadı olan Osman Gazi vefat etmiştir.
Şeyh Edebali’nin türbesi Orhan Gazi Camii’nin üst kısmındaki tepelik alandadır. Yapıldığı tarih belli değildir fakat Orhan Gazi döneminde yaptırılmış olduğu düşünülür. Türbede Şeyh Edebali ve onunla beraber şeyhin neslinden olan altısı büyük dördü küçük sanduka vardır.
Şeyh Edebali Ne Zaman Ve Nasıl Ölmüştür?
Şeyh Edebali 120 yaşlarında Bilecik’te vefat etmiş ve dergahındaki zikir odasında gömülmüştür. Vefat ettikten 1 ay sonrasında kızı, dört ay sonrasında ise damadı olarak da bilinen Osman Gazi vefat etmiştir. Eskişehir ve Bilecik’te adına türbe yaptırılmıştır.
Osman Gazi ve Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye vasiyeti de Osmanlı Devletinin en önemli özelliği olan ahilik felsefesinin güzel ifadesidir. Ahi lideri de olan Şeyh Edebali ayrıca Osmanlı Devletinin hem ilk kadısı hem de ilk müftüsü olmuştur.