04 Mart 2026 Çarşamba
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
Diplomasi, Sessiz Güç ve Savaşın Eşiği: Melania Trump’ın Rolü - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
Yönetmen Rezan Yeşilbaş’tan Uçan Köfteci - Aziz Yağan
Sosyete
Gazze savaşı neredeyse 2 yıldır kayda değer bir ara vermeden devam ediyor ve İsrail, uluslararası toplum kendisinden hesap sormadan soykırım ve aç bırakma suçlarını işlemeyi sürdürüyor.
Ancak bu savaş yakında sona erecek; Hamas’ın teslim olması, yerinden edilmesi, “beyaz bayrak” çekmesi ve İsrail’in Gazze’yi işgal etmeyi başarması ya da Hamas’ın İsrail’e zarar verecek ve onu savaşın sona ermesini kabul etmeye zorlayacak yeni ve caydırıcı direniş araçları keşfetmesi nedeniyle değil.
Bu savaşın, diğer Ortadoğu savaşlarıyla karşılaştırıldığındaki farkı, ikincisinin, savaşan tarafların kendilerinin yeniden değerlendirmeleri ve savaşı durdurmaya karar vermeleri nedeniyle sona ermiş olmasıdır.
Oysa Gazze savaşı, savaşan tarafların iradesine değil, uluslararası ve Arap müdahalelerinin rolüne, savaşan her iki tarafın kamuoyunun, savaşın devamının kaybettirmesi ve artık faydasız olması sebebiyle durdurulması gerektiğine olan inancına atfedilebilecek nedenlerle sona erecek.
İsrail’in, kamuoyu yoklamalarının savaşın devamını ve İran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılmasını desteklemesine rağmen, 12 gün sonra İran ile savaşını durdurması dikkat çekicidir.
Aynı durum, İsraillilerin çoğunluğunun desteklediği Hizbullah ile savaş için de geçerli.
Bu desteğe rağmen, Netanyahu hükümeti savaşı sürdürerek hedeflerine ulaşamayacağına ikna olduğu ve savaşı durdurma hesapları, vatandaşlarının savaşı sürdürme arzusundan daha ağır bastığı için savaşı durdurmuştu.
Gazze savaşında ise savaşı sürdürme hesapları, vatandaşlarının çoğunluğunun savaşı durdurma arzusundan daha ağır basıyor.
Ne var ki bu durum uzun sürmeyecek ve savaş er ya da geç sona erecek, Netanyahu da tüm hedeflerini gerçekleştirmeyi başaramayacak.
Zira Hamas dağıtılsa, silahı ortadan kalksa ve Gazze Şeridi’nin yönetiminden uzaklaştırılsa bile, geçen cuma günü olduğu gibi, işgalci güçlere karşı gerilla savaşı yürütebilecek dağınık gruplar olarak varlığını sürdürecektir.
Ayrıca, Gazze Şeridi halkının savaşın durması arzusu, Hamas’ın bu silahlı çatışmada yenilgisini kabul etmekten kaçınmak için yaptığı tüm hesaplardan veya manevralardan daha ağır basıyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu savaşta zafer ilan etmek artık her iki tarafın da iradesi dışında.
Zafer, savaş sona erdikten sonra ilan edilecek, öncesinde değil.
İsrail, Gazze Şeridi’ni yerle bir ederek ve Hamas liderlerinin ve üyelerinin çoğunu öldürerek bu savaşı kısmen kazandı.
Ayrıca, çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 60 bin Filistinliyi öldürdü ve on binlercesini açlığa mahkûm etti ya da yaraladı.
Ama sonunda dünya ateşkesi dayatacak, fakat İsrail, kuzeyde bir tampon bölge ve güneyde yerinden etme girişimleri de dahil olmak üzere kendi koşullarını belirleyecek.
Ancak yine de “hesap verme” yükümlülüğünden kaçabileceğini iddia edemeyecek.
Zira küresel kamuoyunda İsrail işgalinin politikaları, açlık ve soykırım suçları konusunda büyük bir değişim yaşandığı kesin.
Bu, büyük güçlerin hükümetleri üzerinde gerçek bir baskı unsuru haline geldi.
Dünyanın birçok ülkesinde İsraillilere karşı bir nefret hali yaşanıyor.
İsrail’in imajı, mağdur bir devlet imajından baskıcı ve zalim bir devlet imajına dönüştü.
Bu değişimler, Fransa ve onlarca ülkenin Filistin devletini tanıyacağını açıklaması, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail’in suçlarıyla yüzleşmede aktif rol alması da dahil olmak üzere dünya çapında birçok ülkede yeni bir siyasi performans ortaya çıkardı.
Bunlar savaşı ilk turda caydırmada başarısız olsalar da savaşı durdurmada ve belki de hesap kitaplarını açıp suçluları hesap vermeye zorlamada belirleyici bir rol oynayacaklar.
Netanyahu savaşı sürdürecek ve dünya da ona baskı yapmaya devam edecek.
Daha önce yaptığı gibi, herhangi bir ateşkes anlaşmasından kaçmaya çalışacak, ancak sonunda hem İsrail içindeki baskıya hem de kendisine karşı çıkan siyasi elitlerin baskısına ve dışarıdan uluslararası toplumdan gelen baskılara boyun eğecek.
Söz konusu baskı, bu savaşta açıkladığı hedeflere ulaşması, savaşı gerçekten kazandığını, Hamas’ı ortadan kaldırdığını ve hatta belki de rehineleri kurtardığını iddia edebilmesi için 1 milyon Filistinliyi öldürmesi veya yerinden etmesi gerektiğini kesin bir şekilde bildirecek.
Bu zaferi ise asla elde edemeyecek.
Netanyahu’nun arzularına karşı duracak baskı kartları, rehinelerin kurtarılmasını ve Hamas’ın ortadan kaldırılmasını isteyen, fakat yaklaşık 2 yılın ardından rehinelerin serbest kalmasının yolunun Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması ve tasfiye edilmesi değil, ateşkes olduğunu keşfeden İsrail kamuoyu olacaktır.
Uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıları da artacak, kaldı ki şu anda neredeyse tüm dünya bir tarafta, Washington ve Tel Aviv diğer tarafta.
Bu, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana uluslararası sistemde eşi benzeri görülmemiş bir durum.
İsrail’e mutlak destek Avrupa ülkelerinden, ABD’den ve dünyanın birçok ülkesinden geliyordu.
Filistin davasına destek ise sosyalist blok ülkelerinden ve Batı Avrupa’daki solcu yoldaşlarından geliyordu.
Ancak şimdi, Avrupa, Afrika ve Arap ülkelerinin, Güney Amerika ve Asya’daki çok sayıda ülkenin ve katliamları kınamaktan sesi kısılan BM Genel Sekreteri’nin çabalarının, Netanyahu’nun arzusu hilafına olsa bile, en azından yakın zamanda savaşın sona ermesine yol açmayacağını söylemek artık zor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gazze’deki soykırım karşısında iktidarın somut adım atmadığını belirterek, “İsrail’e niye baskı yapılamıyor? Tel Aviv’e giden yol Washington’dan geçer. Eğer Amerikan mahkemelerinde dosyalarınız varsa, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin yetkilileri, New York mahkemesinde, Utah mahkemesinin dosyalarıyla muhatapsa Amerika’ya karşı sesiniz çıkmamıştır. İşte mücadele ettiğimiz yolsuzluklarla dış politika arasındaki ilişki bu. Sırtında küfesi olanın meydan okuma şansı yoktur” dedi.
“Maalesef çok hamaset, az eylemle karşı karşıyayız ve bir yürek yangınıdır Gazze. Kaybettiğimiz kardeşlerimizin acısına yanarken şimdi de açlıktan hayatını kaybedenlerin görüntüleri yüreğimizi parçalıyor” ifadelerini kullanan Davutoğlu, şu ana kadar 281 kişinin açlıktan hayatını kaybettiğini, şehit olduğunu, 114’ü çocuk 243 gazetecinin öldüğünü, uluslararası sağlık kuruluşlarının kayıplarla birlikte hesabıyla 150-200 bine doğru giden bir rakamla karşı karşıya olunduğunu kaydetti.
Küstahça saldıran İsrail’in hala somut bir müeyyideye muhatap olmadığını, iktidarın da İsrail karşısında somut adım atmadığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
Hadi Trump yönetimi bir müeyyide uygulamıyor. Hadi uluslararası ceza mahkemesi, Uluslararası Adalet Mahkemesi’nin aldığı kararlar Avrupa’da bazı ülkelerde uygulanıyor ama bunlar yeterli etki yapmadı. Peki ‘Ey Batı’ diye haykıran Ankara’daki yetkililer ne yaptı? Diyeceksiniz ki ne yapmalılar? Bunu defalarca Meclis kürsüsünden konuşmalarımda anlattım. Hava sahası derhal kapatılmalıydı. Limanlar, bütün İsrail’e gidişler kapatılmalıydı. Ticaret kesilmeliydi. Kürecik üssü başta olmak üzere Amerika’ya net mesajlarla gerekirse eylemleri durdurulmalıydı. Azerbaycan’dan giden petrolün gidişi durdurulmalıydı. İnsani yardım için hava koridoru oluşturulmalı, BM’ye net bir ultimatomla bu insanı yardımın iletileceği bildirilerek helikopterle indirme yapılmalıydı. Aynen İspanya’nın yaptığı gibi. Bunların hiçbirisi yapılmadı. Ama eylem gücü olan iktidar kendisi bir şey yapmazken sokaklarda halkın gösterdiği tepkiler üzerinden sanki vazifesini yapmış gibi bir görüntü verdi.
“Tel Aviv’e giden yol Washington’dan geçer”
Davutoğlu, İsrail’e baskı yapılamamasının nedenlerini şöyle sıraladı:
Niye yapılamadı? Açık ve net konuşacağım bugün. Çok net söylüyorum. Ticaretin kesilememesinin sebeplerinden biri belli rant çevrelerinin o ticaretten rant elde etmeleridir… Kaç kez ticaret kesildi dendi ama kesilmedi. İsrail’e niye baskı yapılamıyor? Bir ifadeyle bunu açayım. Tel Aviv’e giden yol Washington’dan geçer. Yani İsrail’e baskı yapmak istiyorsanız Amerika üzerinde, Amerika Birleşik Devletleri üzerinde etki gücünüzün olması lazım. Var mı böyle bir etki gücü? Yok. 2006, 2009, 2012, 2014 savaşlarının hepsinde biz Amerika’ya baskı yaparak İsrail’i durdurmayı başarabilmiştik. Peki şimdi Türkiye’nin Amerika’ya baskı yapabilmesinin önündeki engel ne? Eğer Amerikan mahkemelerinde dosyalarınız varsa, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin yetkilileri, New York mahkemesinde, Utah mahkemesinin dosyalarıyla muhatapsa Amerika’ya karşı sesiniz çıkmamıştır. İşte mücadele ettiğimiz yolsuzluklarla dış politika arasındaki ilişki bu. Sırtında küfesi olanın meydan okuma şansı yoktur. Arkasında gemi saklayanın meydan okuma şansı yok.
“Altı yıldır resmi görüşme yok”
Davutoğlu, Türkiye-ABD ilişkilerine dikkati çekerek, “13 Kasım 2019’dan bu yana Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Amerikan Başkanı arasında resmi görüşme olmadı. Marjda yapılan görüşmeleri söylemiyorum. Washington’da ya da Ankara’da heyetler arası görüşmeler gerçekleşmiyor. Altı yıldır hiç görüşme yapılmamış ve Trump göreve geleli de bütün dünya liderleriyle Washington’da ya da bulundukları ülkelerde görüştü ama Sayın Erdoğan ile oturup konuşmadı. Bunun cevabının verilmesi lazım” dedi.
Azerbaycan’dan İsrail’e giden petrol konusuna da değinen Davutoğlu, “Niye kesilemiyor? Çünkü Azerbaycan’da da Türkiye’de de en büyük ihaleleri alan şirketler, iktidara yakın şirketler. Azerbaycan’da büyük rant alanları oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
TBMM’ye olağanüstü toplantı çağrısı
Muhalefet partileriyle TBMM’ye başvurarak Gazze’deki durumla ilgili olağanüstü toplantı çağrısında bulunacaklarını açıklayan Davutoğlu, şunları kaydetti:
Ümit ederiz ki bu toplantı gerçekleşir ve ümit ederiz Ankara’da siyasi iktidar, bu toplantıda söylenenleri can kulağıyla, gönül kulağıyla dinler. Çünkü şu ana kadar siyasi iktidar bu konuda hiçbir somut adım atmadı. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. 7 Ekim 2023’te soykırımın başlamasından hemen sonra dünyanın önemli liderleri, aydınları, Nobel Barış Ödülü sahipleriyle oluşturduğumuz küresel vicdan girişimi ile toplantılar yaptık, deklarasyonlar yayınladık, birçok toplantıya katıldık ve sonunda şu andaki en kapsamlı eser olan bu konudaki Gazze soykırımı ile ilgili bir çalışmayı uluslararası kamuoyuna sunduk. Ve tabii Gazze’ye gidebilmek için de her türlü çabayı sergiledik. Hala izin bekliyoruz, Mısır Hükümeti’nin izin vermesi halinde, Türk milletinin vicdanı temsilen Refah Kapısı’na kadar giderek uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışacağız. Elimizden herhangi bir siyasi devlet gücü olmamasına rağmen bütün varlığımızla çalışmaya gayret göstermeye devam ediyoruz.
ANKA
Yeni araştırma, hayatın sıradan işlerinin başkalarıyla birlikteyken daha keyifli hale geldiğini gösterdi.
Sosyal Psikoloji ve Kişilik Bilimi adlı akademik dergide yayımlanan araştırma, çamaşır yıkama, egzersiz, okuma ve banka işlemlerigibi günlük aktivitelerin bir arkadaşla yapıldığında daha keyifli olduğunu ortaya koydu.
297 farklı etkinlik faktörü incelendiğinde sosyal etkileşimle keyfi azalan tek aktivitenin mutfak temizliği olduğu belirlendi.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Çalışmada80’den fazla günlük aktiviteyle sosyalleşme ve mutluluk arasındaki ilişki incelendi. 4 yıl boyunca 41 bin 94 katılımcının 105 bin 766 aktivite bölümünü inceledi ve bu katılımcılar, bütün günlük aktiviteleri başkalarıyla birlikte yaptıklarında daha keyifli bulduklarını bildirdi.
Amerika’da, birbirini tanımayan kişilerin hem sessizce okuyup hem de canlı sohbetin tadını çıkardığı “okuma partileri” giderek popülerleşiyor.
Araştırmacılar, genellikle tek kişilik bir uğraş olan okumanın, başkalarıyla birlikteyken gerçekten daha keyifli olup olmadığını ve bunun diğer aktiviteler için de geçerli sayılıp sayılmayacağını sorguladı.
“Sosyalleşmenin neredeyse her etkinliği daha keyifli hale getirebileceğini ortaya koyan geniş çaplı teorik ve deneysel kanıtlar var” diye eklediler.
Araştırmacılar, Amerikan Zaman Kullanım Anketi’nin 2010, 2012, 2013 ve 2021’deki 4 dalgasından (mutlulukla ilgili soruların da yer aldığı yıllar) elde edilen verileri kullandı.
Katılımcılara günlerinden rastgele üç bölüm verildi ve o anda 0’la6 arasında bir ölçekte ne kadar mutlu hissettikleri soruldu. Ardından, o bölümde herhangi biriyle etkileşimde bulunup bulunmadıkları soruldu.
Geçen ay, İşçi Partisi Milletvekili Dr. Simon Opher ve Ecotricity’nin sahibi Dale Vince, depresyon yaşayan hastalara canlı futbol maçlarına katılma fırsatı verecek bir program geliştirdi.
Eski pratisyen hekim ve Stroud temsilcisi, sosyalleşmereçetesini antidepresan alternatifi olarak güçlü bir şekilde savunuyor. Daha önce hastalarına yalnızlıkla başa çıkmaya yardımcı olduğunu söylediği komedi ve bahçe işleri gibi aktiviteler reçete etmişti.
Sosyalleşmeye kısıtlamaların getirildiği Kovid karantinası sırasında, Birleşik Krallık sakinlerinin dörtte biri yalnız hissettiğini bildirmişti. En çok etkilenen grubun 18-24 yaş arası gençler olduğu ve bunların yüzde 44’ünün yalnızlık yaşadığını kabul ettiği görülmüştü.
Ancak çalışmada, sosyalleşmenin tüm deneyimleri daha iyi hale getiremeyeceği belirtiliyor. Araştırmada, paylaşılan bir deneyimin etkisinin, aktivitenin ne kadar keyifli olduğuna bağlı olduğunu öne süren önceki çalışmalara atıfta bulunuluyor.
Keyifli faaliyetler sosyal etkileşimle genellikle daha olumlu deneyimlere dönüşse de hoş olmayan aktiviteler başkalarının eşliğinde daha sıkıcı hale de gelebilir
Bir çalışma, insanların sosyalleşirken tatlı çikolataların tadını daha lezzetli bitter çikolataların tadını ise daha kötü bulduklarını ortaya koymuştu.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir
independent.co.uk/news/uk/home-news
Independent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal
Bilim insanları, doktorların kanserin yayılmasını daha kolay tespit etmesini sağlayacak elmas tabanlı bir sensör geliştirdi.
Warwick Üniversitesi’nden araştırmacılar, vücuda enjekte edilen minik manyetik parçacıkları izlemek üzere tasarlanmış elde taşınabilir bir cihaz geliştirdi.
Bilim insanları bu cihazın, halihazırda hastanelerde kullanılan radyoaktif izleme maddeleri ve boyalara zehirli olmayan bir alternatif sunduğunu belirtiyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Kanser hücrelerinin ilk tümörden vücudun diğer bölgelerine yayılması anlamına gelen metastaz, kanser tedavisindeki en ciddi zorluklardan biri.
Doktorlar, kanserin lenf düğümlerine (vücuttaki sıvıları zararlı maddelerden arındıran doku bölgeleri) ulaşıp ulaşmadığına bakmak için genellikle testlere başvuruyor. Bunlar, ameliyat ve daha ileri tedaviye ilişkin kararların alınmasında yol gösteriyor.
Hakemli dergi Physical Review Applied’da yayımlanan bulgular, elmasların, tümöre enjekte edilen manyetik izleme sıvısını tespit edebilen son derece hassas bir sensörün yapımında kullanılabileceğini açıklıyor.
Araştırmacılar demir oksit nanopartiküllerinden oluşan bu sıvının, vücutta kanser hücreleriyle birlikte dolaşarak lenf düğümlerine ulaşıp ulaşmadığını ortaya çıkardığını söylüyor.
Warwick Üniversitesi fizik bölümünde doktora öğrencisi ve makalenin başyazarı Alex Newman, yeni aracın doktorların anahtar deliği ameliyatı ve endoskopik cerrahide kanseri saptama yöntemlerini iyileştirebileceğini belirtiyor.
Newman “Kanseri tespit etmek için çok yönlü, zehirli olmayan yöntemlere gerçekten ihtiyaç duyuluyor” diyor.
Bu yeni elmas tabanlı sensörde, sensör başlığının boyutunu 10 milimetreye kadar indirmeyi başardık. Bu da manyetik izleme sıvısını tespit edebilen, endoskopik kullanım ve anahtar deliği cerrahisi için yeterince küçük olan ilk elmas sensör olduğu anlamına geliyor.
Newman bu son derece hassas cihazın, standart dozdaki manyetik izleme sıvısının sadece yüzde birini bile algılayabildiğini ekliyor.
Bilim insanları tasarımda sadece yarım milimetreküp büyüklüğünde bir elmas ve küçük bir sabit mıknatıs kullanıldığını ifade ediyor.
Bu kompakt yapı sayesinde büyük elektronik parçalara gerek kalmadığını ve sensörün ameliyathanelerde elle kullanılabildiğini de ekliyorlar.
Araştırma grubunu yöneten Profesör Gavin Morley, bu çığır açan gelişmenin elmasın içindeki azot boşluk merkezleri sayesinde mümkün olduğunu belirtiyor.
Morley “Bunlar elmasın manyetik alandaki çok küçük değişiklikleri algılamasını sağlarken, elmaslara hoş bir pembe renk de veriyor” diyor.
Bilim insanı bu teknolojinin tıp dışında uzay araçları ve füzyon enerjisi gibi alanlarda da kullanılabileceğini ekliyor.
Araştırmacılar, kanser hücrelerini izlemek için halihazırda kullanılan tekniklerin, tüm hastanelerin erişemediği radyoaktif izleme maddelerine veya bazı hastalarda alerjik reaksiyonlara yol açan mavi boyalara bel bağladığını söylüyor.
Yeni projede yer alan doktorlar, yeni elmas sensörün bu komplikasyonları önlenmesini sağlayabileceğine inanıyor.
Coventry ve Warwickshire Üniversite Hastaneleri’nde meme kanseri cerrahı alanında danışmanlık yapan Stuart Robertson, işinde zaten manyetik lokalizasyon kullandığını söylüyor. Bu teknolojinin geleneksel tekniklere göre daha fazla avantaj sağladığını da ekliyor.
Araştırmacılar nihayetinde cihazın; akciğer, karaciğer, kalın bağırsak ve yemek borusu tümörleri gibi çeşitli kanser türlerinde kullanılabileceğini söylüyor.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
Martin Brundle, Ferrari F1 kariyerine sıkıntılı bir başlangıç yapan Lewis Hamilton‘ın “kişisel olarak zor durumda” olduğuna inanıyor.
6 dünya şampiyonluğu kazandığı Mercedes’te 12 yıl geçiren Hamilton, 2025 sezonu öncesinde 8. dünya şampiyonluğu hedefiyle Ferrari’ye katıldı.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Ancakön sıralardaki McLaren’larakıyasla temposu düşük bir araçtaHamilton, 14 grand prix’nin ardından henüz ilk üçte yer alamadı. En iyi sonucu, marttaÇin’deki sprint yarışını kazandığında geldi.
40 yaşındaki pilot, Macaristan’da zorlu bir hafta sonu vesıralama turlarını geçiripyarışı 12. sırada tamamladı. Kendi performansını “işe yaramaz” diye niteledi ve Ferrari’ye başka bir pilot aramayı önerdi.
Eski F1 pilotu Brundle, Sky Sports’ta yazdığıköşesinin başında, “Bundan sonraki bölümü yazmak için sabırsızlanmıyorum” dedi.
Bu, araç içinde ve dışında kariyerinin en kötü hafta sonlarından birini geçirenLewis Hamilton hakkında.
Sıralama turları sonrası röportajlarda kendini ‘işe yaramaz’ diye tanımladı ve takımın pilotu değiştirmesi gerektiğini öne sürdü. Bunu söylemese daha iyiydiama belli ki kendini açıkça cezalandırmak istiyordu.
Kişisel bakımdan zor durumda olduğu açık ve hiçbir ilerleme belirtisi göstermediği yarışı 12. sırada bitirdi.
Yarış sonrası kapalı parktaaraçta çok uzun süre oturdu ve röportajlarda yine çok moralsizdi.
Hamilton, 31 Ağustos’ta Hollanda’da yapılacak bir sonraki yarış öncesindeki 4 haftalık yaz tatilini “dört gözle beklediğini” kabul etti ve Brundle, Hamilton’ın bu seviyeyle ne kadar süre başa çıkabileceği konusunda spekülasyon yapmadan önce, aranın mükemmel bir zamanda geldiğine inanıyor.
Brundle, “Yaz tatili, Lewis’in kendini toparlaması için bundan daha iyi bir zamanda gelemezdi” diye ekledi.
Bu büyük şampiyonu böylesine zorlu bir mücadelenin içinde görmek acı verici. Yeteneği ve deneyimi göz önüne alındığında, fırtınayı atlatıp formuna geri dönebileceğini beklemeliyiz.
Aksi takdirde, Ferrari’de veya başka bir yerde böyle iki sezon daha geçirebileceğini düşünemiyorum.
Eski F1 patronu Bernie Ecclestone, 19. F1 sezonunda olan Hamilton’ın, mevcut durumu göz önüne alındığında spordan emekli olması gerektiğini belirtti.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Independent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal