26 Mart 2026 Perşembe
Şehirleşme Süreçleri ve Çevresel Etkileri
Bir Yudum Süt, Bir Parça Et; Medeniyetin Sessiz Mimarları - Doç.Dr. Alper Koçyiğit - Akademik Akıl
Hükümlülerin Sağlık Hakkı ve Çarpıklıklar - Prof.Dr. Ayşegül Akbay - Akademik Akıl
Yönetmen Rezan Yeşilbaş’tan Uçan Köfteci - Aziz Yağan
Sosyete
TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 6 Mart itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 10 milyar 663 milyon dolar azalışla 62 milyar 770 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 27 Şubat’ta 73 milyar 433 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.
Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 120 milyon dolar düşüşle 136 milyar 827 milyon dolardan 134 milyar 707 milyon dolara indi.
Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 6 Mart haftasında bir önceki haftaya göre 12 milyar 782 milyon dolar azalışla 210 milyar 260 milyon dolardan 197 milyar 478 milyon dolara geriledi.
Olumsuz hava koşullarının etkisini sürdürdüğü ilçede, Karbastı köyü yoluna dün akşam çığ düştü.
İhbar üzerine bölgeye yönlendirilen İlçe Özel İdaresi ekipleri, metrelerce karın bulunduğu yolda iş makineleriyle çalışma yürütüyor.
[Fotoğraf: AA]
Karla mücadele ekipleri, yolu kısa sürede açmak için çaba gösteriyor.
Associated Press’in (AP), isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD yönetimi, İsrail’in Güney Pars doğal gaz sahasını hedef alma planından haberdardı.
ABD’nin plan hakkında önceden bilgilendirildiğini ancak saldırıda yer almadığını öne süren kaynak, Washington yönetiminin İsrail’in söz konusu kararını destekleyip desteklemediğine ilişkin bilgi paylaşmadı.
İran’ın güneyinde yer alan Güney Pars doğal gaz sahasının bazı rafinerilerinin ABD-İsrail saldırılarında hedef alındığı bildirilmişti.
İnsansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlendiği belirtilen saldırıda doğal gaz sahasının 3’üncü ve 6’ncı fazlarının vurulduğu belirtilmişti.
Basra Körfezi’nde yer alan ve İran ile Katar arasında paylaşılan Güney Pars Doğalgaz Sahası, dünyanın en büyük doğal gaz sahalarından biri olarak kabul ediliyor ve her iki ülkenin enerji ekonomisi açısından kritik önem taşıyor.
Gelinen noktada dijitalleşme her alanda hız kazanırken, tarım sektöründe de bu yönde atılan adımlarla, hem vatandaşların hem de üreticilerin zaman kaybından kurtulmasının sağlanması ve daha da bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede devreye alınan mobil uygulamalarla, tarım alanındaki birçok işlem ilgili dairelere gitmeden gerçekleştirilebilirken, böylece hem kamunun hem de üreticinin iş yükünün azaltılmasına imkan sağlanıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2023 yılında devreye alınan “Tarım Cebimde” mobil uygulaması, herhangi bir kayıt süreci gerektirmeden, üreticilere yapmak istediği işlemlere cep telefonları üzerinde çok kısa bir sürede erişim kolaylığı sunuyor. Bakanlık personeli tarafından geliştirilen ve tarımsal üretimde bürokrasiyi azaltmak ve verimliliği artırmak amacıyla hayata geçirilen söz konusu uygulama, tüm mobil marketlerden ücretsiz olarak indirilebiliyor.
Uygulama, 1 milyon 360 binden fazla indirme sayısına ulaşarak, tarımda dijitalleşme alanında yeni bir dönem başlatırken, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere birçok konuya da erişim imkanı tanıyor. Söz konusu işlemlere yönelik dijital bir çözüm sunan uygulama, verimli, şeffaf ve sürdürülebilir bir tarım için de olanak sağlıyor. “Tarım Cebimde” uygulaması, 16 modüllü yapısıyla üreticinin tüm ihtiyaçlarını tek bir merkezde toplayan bir ekosistem oluştururken, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), hayvansal üretim, arıcılık ve balıkçılık gibi sekmeleriyle bu alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin işlemlerini daha hızlı yapmalarına olanak sunuyor.
Sürekli güncellenerek yeni modüllerin eklendiği uygulamada üreticiler, ÇKS bilgileriyle, parsel konumlarını, beyan durumlarını ve desteklenen ürün bilgilerini dijital ortamda görürken, bu kapsamda fiziki başvuru zorunluluğu da ortadan kalkıyor.
Hayvansal üretim modülüyle, hayvanların doğum, ölüm ve küpe bildirimleri ile aşı kayıtları mobil ortama taşınırken, hayvan varlığı da anlık olarak takip edilebiliyor.
Arıcılık modülü kapsamında işletme, arılık ve kovan bilgilerini dijital plaka sistemiyle entegre ederek, arıcılık faaliyetlerini kayıt altına alabiliyor. Balıkçılık modülüyle de ruhsat bilgileri ve amatör balıkçılık belgelerine dijital olarak erişim sağlanarak, kayıt süreçlerinin şeffaf yönetilmesine imkan tanınıyor.
Tarımsal Sulama modülü sayesinde ise kullanıcılar, arazilerinin bulunduğu il, ilçe, mahalle, arazi, bitki, toprak ve sulama yöntemini girerek, en uygun sulama zaman programını oluşturabiliyor.
Uygulamayı kullanan vatandaşlar, Kurban Bayramı kapsamında satın alacakları kurbanlık hayvanların bilgilerine de ulaşabiliyor. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların küpe numaraları girilerek, büyükbaş ve küçükbaşla ilgili detaylar ve aşı bilgileri öğrenilebiliyor.
Güvenilir Gıda, Evcil Hayvan, Kent Tarımı, Avcılık, Milli Parklar gibi modüllerin de yer aldığı uygulama, Bakanlığın diğer dijital servisleriyle tam entegre çalışarak, üreticiye geniş bir hizmet yelpazesi de sunuyor.
Güvenilir gıdaya ulaşmak için tüketicilerin gıda işletmelerinin denetim durumunu takip etmesini sağlayan “Gıda İşletmelerinde Karekod Uygulaması” da “Tarım Cebimde” uygulamasına entegre edilerek, 2024’te hayata geçirildi. Bu kapsamda, market, kasap, manav gibi satış yerleri ile restoran, kafe, yemekhane gibi toplu tüketim yerlerinde, karekod uygulaması zorunlu hale geldi.
Bu doğrultuda, Bakanlıkça hazırlanan ve her bir işletmeye özel karekod içeren görsel, gıda işletmelerince tüketicilerin görebileceği bir yerde sergileniyor. Tüketiciler de görsel üzerinde yer alan karekodu mobil cihazlarındaki “Tarım Cebimde” uygulaması üzerinden, “Güvenilir Gıda” sekmesinden, “İşletme Denetim Sorgulama”yı seçerek, sorgulatabiliyor ve söz konusu işletmeye ait kayıt/onay numarası, unvan, adres ve işletmede yapılan en son denetim tarihi bilgilerine ulaşabiliyor.
Karekod bulundurmayan işletmelere, idari yaptırım uygulanıyor. Böylece, tüketiciler de denetim sürecine dahil olurken, tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşma hakkının kendileri tarafından takip edilebilirliği sağlanıyor. Bir sonraki aşamada da denetlenen yerlerin denetim sonuçlarının uygulamadan görülebilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Düzce Üniversitesi (DÜ) Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, küresel ısınma ve elektromanyetik alanın arılar üzerindeki etkilerine ilişkin laboratuvar ve saha çalışmalarını tamamladıklarını söyledi.
Çalışmalar kapsamında DAGEM Moleküler Genetik Araştırma Laboratuvarı’nda elektromanyetik dalgaların ve UV ışınlarının olduğu deney alanları oluşturduklarını anlatan Kekeçoğlu, bir süre bu alanlara bırakıldıktan sonra doğaya salınan arıların tepkimelerini merkezde tespit ettiklerini kaydetti.
Bu yıl mevsimin normal seyrinde devam ettiğini, arıların “erken ilkbahar” yaşadığını dile getiren Kekeçoğlu, bunun da bilim insanlarını ümitlendirdiğini kaydetti.
.jpg)
Kekeçoğlu, bu dönemde ilk başlarda nektar akımının çok iyi olduğunu aktararak, “Arıların şu anda durumu çok güzel, muhteşem gelişim gösterdiler. Bundan sonraki süreçte havaların aniden ısınıp aniden soğuması olumsuzluğunda arıların gelişimi etkilenecektir. Dileriz ki havalar bu şekilde normal seyrinde gitsin ve arıların gelişimi de devam etsin.” diye konuştu.
Bilimsel açıdan da verimli bir sezon geçirdiklerini anlatan Kekeçoğlu, şöyle devam etti:
“İklim değişikliği ve çevresel faktörler arasında arılara en fazla zararlı olduğunu düşündüğümüz elektromanyetik alanlar üzerinde bilimsel çalışmaları tamamladık. Toplumda ‘küresel ısınma arıları önemli düzeyde etkiliyor’ diye biliniyor. Yaptığımız bilimsel çalışmada bunun kanıtını oluşturmaya çalıştık. UV (ultraviyole) ışınlarını örnek aldık ama gördük ki arıları etkileyen çevresel faktör elektromanyetik alan. Küresel ısınma etkili ama doğrudan değil. Arının yapısından kaynaklı, UV ışınları arının genetiğini etkilemiyor, davranışını etkiliyor.”
Kekeçoğlu, uzun süreli laboratuvar ve saha çalışmalarında arılar üzerinde asıl etkiyi elektromanyetik dalgalar yayan yüksek gerilim hatları, baz istasyonları ve Wİ-Fİ (kablosuz ağ) cihazların oluşturduğunu belirledikleri bilgisini paylaşarak, “Elektromanyetik alanların arıyı strese soktuğunu gördük. Bu sonuçlardan gördük ki küresel ısınma, arıların yaşamı ve davranış biçimleri için dolaylı olarak önemli bitki florasını etkilediği için. Elektromanyetik alan ise arıyı direkt etkiliyor, genetiğini ve beynini etkiliyor. Arının strese girmesine neden oluyor ve stres proteinlerinde artış oluyor.” ifadelerini kullandı.
Saha çalışmalarında elektromanyetik alanlara maruz kalan arı kolonileri ile maruz kalmayanların stres proteinleri farklarına baktıklarını anlatan Kekeçoğlu, bu alanların, arıların nektar kaynaklarını bulamamasına neden olduğunu kaydetti.
Kekeçoğlu, özellikle baz istasyonlarının arılar üzerindeki etkisine ilişkin laboratuvar çalışmaları yaptıklarından bahsederek, “Çevrede canlılara zarar veren birçok faktör olabilir. Bu yüzden elektromanyetik alana maruz bıraktığımız arılar ve bu durumdan uzak tuttuğumuz arılar üzerine çalışma yaptık. Her iki grubun beyin hücrelerinden aldığımız sonuca göre elektromanyetik alana maruz kalan grupta stres proteinlerinde çok ciddi artış olduğunu gördük. Bu sonuçla diyebiliriz ki arılıklarımızı kesinlikle baz istasyonu yanına veya yakınına kurmamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.